ABD Temsilciler Meclisi'nde Salı günü yapılan oylamada, onlarca Demokrat milletvekili Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanarak İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarına ABD yardımını kısıtlama yönündeki ikinci girişimi de engelledi. Bu gelişme, Biden yönetiminin İsrail'e verdiği desteğin Kongre'deki yansımaları açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Oylamanın arka planı: Savaş yetkileri tartışması
İlk olarak geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ve "savaş yetkileri kararı" olarak bilinen girişim, ABD'nin İsrail'in Lübnan'daki askeri harekatlarına lojistik, istihbarat ve mühimmat desteğini durdurmayı öngörüyordu. Ancak bu girişim, Meclis'te yeterli desteği bulamayarak reddedilmişti. Bu hafta yapılan ikinci oylamada da benzer bir sonuç alındı; iki partili bir grup milletvekilinin çabalarına rağmen karar geçmedi. Oylamada, özellikle Demokrat Parti'nin ilerici kanadından gelen destek beklenirken, çok sayıda Demokratın Cumhuriyetçilerle birlikte "hayır" oyu kullanması dikkat çekti. Bu durum, partiler arasındaki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Bazı analistler, bu oylamanın aslında ABD'nin Ortadoğu politikasında bir kırılma noktası olabileceğini belirtiyor.
Oylama öncesinde yapılan konuşmalarda, girişimi destekleyen milletvekilleri, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin bölgesel istikrarsızlığı artırdığını ve sivil kayıplara yol açtığını savundu. Karşı çıkanlar ise İsrail'in meşru müdafaa hakkına vurgu yaparak, ABD'nin en önemli müttefiklerinden birini yalnız bırakmaması gerektiğini ifade etti. Başkan Biden'ın da bu girişime karşı olduğu ve Demokrat liderlerin Beyaz Saray'ın talebi doğrultusunda oylamayı yönlendirdiği belirtiliyor. İlginç bir şekilde, daha önce benzer bir girişime destek veren bazı Demokratlar, bu kez tutum değiştirerek "hayır" oyu kullandı. Bu değişikliğin arkasında, İsrail'den gelen diplomatik baskılar ve bölgedeki son gelişmeler olduğu tahmin ediliyor. Kongre'deki tartışmalar devam ederken, sosyal medyada da konuya ilişkin yoğun bir kamuoyu baskısı oluştu.
Bölgesel ve küresel boyut: Lübnan'daki durum
Bu oylama, İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü askeri operasyonların devam ettiği bir döneme denk geldi. Son haftalarda tırmanan çatışmalarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri yardım, uluslararası toplumda tartışmalara neden oluyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, sivillerin korunması çağrısı yaparken, ABD'nin bu desteği sürdürmesi eleştiriliyor. Öte yandan, İran destekli Hizbullah'ın güçlü bir aktör olduğu Lübnan'da, çatışmaların genişlemesi halinde tüm bölgeyi etkileyecek bir kriz yaşanabileceği uyarıları yapılıyor. ABD iç politikasında ise bu konu, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde önemli bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Cumhuriyetçi aday adayları, Biden yönetimini İsrail'e yeterince destek vermemekle suçlarken, Demokratların bir kısmı ise daha dengeli bir politika izlenmesi gerektiğini savunuyor. Meclis'teki bu oylama, konunun hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca, bu gelişme Avrupa Birliği ve BM'de de yankı buldu; bazı ülkeler ABD'nin tutumunu eleştirirken, diğerleri İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşıladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Lübnan ve Filistin konusundaki hassasiyetleriyle doğrudan örtüşüyor. Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını defalarca kınarken, bölgede insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor. ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin devam etmesi, Türkiye'nin bölgesel barış çağrılarının uluslararası platformlarda karşılık bulmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olan ABD'nin bu tutumu, Doğu Akdeniz'deki dengeleri de etkileyebilir. Türkiye, Hizbullah'ın terör örgütü olduğu yönündeki değerlendirmesini sürdürürken, Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, Kongre'deki oylamanın sonucu, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme çabalarını da dolaylı olarak etkileyecektir.