Bu hafta ABD Kongresi'nde yasama mesaisi, tatile girilmeden önce Temsilciler Meclisi'ni felç eden aynı siyasi tıkanıklıkla karşı karşıya başlıyor. Cumhuriyetçi azınlık lideri Kevin McCarthy'nin yerine geçen Meclis Başkanı Mike Johnson, partisinin muhafazakâr kanadının oylarına muhtaç. Ancak bu kanat, göçmenlik ve seçmen kimliği konusunda sertleşmiş durumda. Muhafazakârlar, özellikle 'Amerikan Seçmen Uygunluğunu Koruma Yasası'nın (SAVE) gündeme alınmasını talep ediyor. Johnson, bu talebi karşılamak ile ılımlı Cumhuriyetçileri ve Demokratları memnun etmek arasında sıkışmış durumda.
Johnson'ın Zorlu Sınavı: Muhafazakâr Kanatla Pazarlık
SAVE Yasası, seçmen kimlik doğrulamasını sıkılaştırmayı ve yalnızca ABD vatandaşlarının oy kullanmasını garanti altına almayı hedefliyor. Muhafazakârlar, bu yasanın seçim güvenliği için elzem olduğunu savunurken, Demokratlar ve sivil haklar örgütleri, yasanın azınlık ve düşük gelirli seçmenleri hedef aldığını ve oy kullanma hakkını kısıtladığını belirtiyor. Johnson, partisinin aşırı sağ kanadına taviz vermek zorunda kalırsa, ılımlı Cumhuriyetçilerin ve Demokratların desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, muhafazakârlara kulak asmazsa, partisi içinde bir isyanla karşılaşabilir ve başkanlığı tehlikeye girebilir.
Geçen hafta, Meclis'teki görüşmeler çıkmaza girdiğinde, Johnson'ın geçici bir bütçe tasarısını geçirme çabası, muhafazakârların muhalefeti nedeniyle başarısız olmuştu. Bu durum, hükümetin kapanma riskini bile gündeme getirmişti. Şimdi, milletvekilleri tüm bu sorunlarla yeniden yüzleşiyor. Johnson'ın öncelikli hedefi, hükümetin finansmanını sağlamak ve bir kapanmayı önlemek. Ancak muhafazakârlar, bu bütçe görüşmelerini SAVE Yasası gibi kendi öncelikleri için bir koz olarak kullanıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'deki bu iç siyasi kriz, sadece Amerikan siyasetini değil, küresel dengeleri de etkiliyor. ABD'nin Ukrayna'ya yardım, Çin'e karşı ticaret politikaları ve Orta Doğu'daki angajmanları gibi uluslararası konularda karar alma mekanizması yavaşlıyor. Avrupa ülkeleri, ABD'nin NATO'ya olan bağlılığını sorgularken, Çin ve Rusya bu iç karışıklığı kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor. Aynı zamanda, ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, dünya genelinde seçim sistemlerine olan güveni de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Temsilciler Meclisi'ndeki bu tıkanıklık, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel bir süper gücün iç siyasetindeki belirsizlik, Türk dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin karar alma sürecindeki yavaşlama, başta F-16 satışı olmak üzere savunma anlaşmalarının ve PKK/YPG'ye yönelik politikaların gecikmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, Türkiye'nin seçim sistemiyle ilgili uluslararası eleştirilere maruz kalmasına zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla, Türkiye bu gelişmeyi hem ABD ile ikili ilişkilerinde bir fırsat hem de risk olarak değerlendirmelidir.