ABD Hazine tahvilleri, yatırımcıların Federal Rezerv'in (Fed) tercih ettiği enflasyon göstergesi olan çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisini beklemesiyle Perşembe günü geriledi. Tahvil fiyatlarındaki düşüş, getirilerdeki artışla paralel seyrederken, piyasa katılımcıları Fed'in önümüzdeki aylarda faiz oranlarını daha da yükseltmek zorunda kalıp kalmayacağına dair ipuçları arıyor. ABD ekonomisinin güçlü seyri ve enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi, merkez bankasının sıkılaşma döngüsüne devam edebileceği endişelerini besliyor. PCE verisinin, Fed'in bir sonraki politika adımına ışık tutması bekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı: PCE Verisi ve Fed'in Patikası
ABD Hazine tahvilleri, yatırımcıların beklediği kritik enflasyon verisi öncesinde hafif bir satış baskısı altında kaldı. Perşembe günü ABD piyasalarının açılmasıyla birlikte, 10 yıllık Hazine tahvil getirisi birkaç baz puan yükselerek %4,48 seviyesine çıktı. 2 yıllık tahvil getirisi ise %4,99 ile Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine yaklaştı. Bu hareket, diğer gelişmiş ülke tahvillerine kıyasla ABD tahvillerinin görece daha zayıf performans gösterdiğine işaret ediyor.
Yatırımcıların odak noktası, Cuma günü açıklanacak olan çekirdek PCE fiyat endeksi verisi. Bu veri, Fed'in faiz kararlarında yakından izlediği enflasyon göstergesi olarak kabul ediliyor. Ekonomistler, Nisan ayı çekirdek PCE'nin yıllık bazda %2,8 artış göstereceğini tahmin ediyor. Bu oran, Fed'in %2 hedefinin oldukça üzerinde seyrediyor. Mart ayında bu oran %2,8 olarak gerçekleşmişti. Aylık bazda ise %0,3'lük bir artış bekleniyor. Eğer veri beklentileri aşarsa, Fed'in faiz indirimlerine yakın zamanda başlamayacağı yönündeki algı güçlenebilir ve tahvil getirileri daha da yükselebilir.
Fed yetkilileri son haftalarda yaptıkları açıklamalarda temkinli bir duruş sergiliyor. Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada, enflasyonun düşürülmesi için daha uzun süre yüksek faiz politikasının gerekebileceğini belirtti. Powell, "Enflasyonun hedefe doğru sürdürülebilir bir şekilde ilerlediğine dair daha fazla güven kazanana kadar faiz oranlarını düşürmenin uygun olmadığını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, piyasadaki faiz indirimi beklentilerini önemli ölçüde azalttı. Yatırımcılar, Eylül ayında ilk faiz indiriminin gelme olasılığını %50'nin altında fiyatlıyor.
Öte yandan, ABD ekonomisinin dirençli görünümü de faiz indirimi beklentilerini zayıflatan bir diğer faktör. İşgücü piyasası hâlâ güçlü, tüketici harcamaları canlı ve imalat sektöründe toparlanma sinyalleri görülüyor. Bu durum, enflasyonun yeniden hız kazanabileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Atlanta Fed'in GDPNow modeline göre, ikinci çeyrekte ABD ekonomisinin %3,5 büyümesi bekleniyor. Bu güçlü görünüm, Fed'in politika faizini daha uzun süre yüksek tutmasını gerektirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tahvil Piyasalarında Ayrışma
ABD tahvil piyasasındaki bu hareket, küresel tahvil piyasalarını da etkiliyor. Avrupa ve Japonya'da da benzer bir tablo gözleniyor. Ancak ABD tahvilleri, Avrupa'daki muadillerine kıyasla daha zayıf bir performans sergiliyor. Bu durum, ABD ekonomisinin Avrupa'dan daha güçlü olmasına ve Fed'in faiz indiriminde Avrupa Merkez Bankası'ndan (ECB) daha geç kalacağı beklentisine bağlanıyor.
ECB, Haziran ayında faiz indirimine gitmeye hazırlanırken, Fed'in daha temkinli bir yaklaşım sergilemesi, transatlantik tahvil getirileri arasındaki farkın açılmasına neden oluyor. Bu da doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasını destekliyor. Dolar endeksi (DXY) son bir ayda %2'nin üzerinde prim yaparken, euro/dolar paritesi 1,08 seviyelerinde tutunmaya çalışıyor.
ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, gelişmekte olan ülkelerin (GÜP) borçlanma maliyetlerini de artırıyor. Yatırımcılar, daha yüksek getiri arayışıyla gelişmiş ülke tahvillerine yönelirken, GÜP piyasalarından fon çıkışları yaşanıyor. Bu durum, özellikle yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için zorlu bir ortam yaratıyor. Ayrıca, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler de GÜP varlıkları üzerindeki baskıyı artıran faktörler arasında.
Özetle, ABD Hazine tahvillerindeki bu gerileme, piyasaların Fed'in bir sonraki hamlesine odaklandığı bir dönemde yaşanıyor. PCE verisinin yanı sıra, önümüzdeki hafta açıklanacak olan tarım dışı istihdam verisi de yatırımcılar tarafından yakından izlenecek. Bu veriler, Fed'in faiz patikasına ilişkin belirsizliklerin azalmasına yardımcı olabilir. Ancak şu ana kadar piyasalar, Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine başlamasının giderek daha zor göründüğü bir senaryoyu fiyatlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Hazine tahvil getirilerindeki artış ve Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı beklentisi, gelişmekte olan ülkelerin finansal koşullarını sıkılaştırarak sermaye akımlarını olumsuz etkiliyor. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, bu durum risk primi (CDS) üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak son dönemde uygulanan makro ihtiyati politikalar ve rezerv birikimi ile Türkiye'nin dış şoklara karşı dayanıklılığı artmıştır. Yine de küresel faizlerin yüksek kalması, Türkiye'nin iç talebi dengelemek ve enflasyonu düşürmek adına uyguladığı sıkı para politikasının devamını gerektirebilir.