Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Kurulu üyesi Isabel Schnabel'in enflasyon risklerinin yukarı yönlü olmaya devam ettiğini belirterek faiz artırımlarının sürmesi gerektiğini vurgulaması, küresel finans piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Capital Economics baş küresel ekonomisti Simon MacAdam, Bloomberg Television'da yaptığı değerlendirmede, Schnabel'in bu açıklamalarının ECB'nin şahin duruşunun devamına ilişkin piyasa beklentilerini güçlendirdiğini, ancak bunun ekonomik büyüme açısından riskleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Schnabel, geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada, enflasyonun hedefe dönüşünün 'inatçı' bir seyir izlediğini ve bu nedenle faiz oranlarının mevcut seviyelerinin ekonomiyi yeterince sıkılaştırmadığını savundu. Bu açıklamalar, piyasada ECB'nin Eylül toplantısında 25 baz puanlık bir faiz artırımına daha gidebileceği yönündeki fiyatlamaları artırdı. Capital Economics'ten MacAdam ise bu değerlendirmelerin ardından, Avrupa ekonomisinde resesyon riskinin arttığı bir dönemde ECB'nin bu denli agresif bir tutum benimsemesinin 'zorlu bir denge' gerektireceğini vurguladı. MacAdam, 'Schnabel'in şahin tonu, enflasyonla mücadelede kararlılıklarını gösteriyor, ancak bu politikaların reel ekonomiye etkisi zamanla daha da belirginleşecek' dedi.
Öte yandan, bu açıklamaların hemen ardından, ABD Hazine Bakanı adayı olduğu konuşulan Kevin Warsh ve yeni yönetimde ekonomi politikalarının şekillenmesinde etkili olması beklenen Scott Bessent'in isimlerinin geçmesi, küresel piyasalardaki belirsizliği artıran unsurlar olarak öne çıkıyor. Eski ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden Kevin Warsh'ın, olası Trump yönetiminde Hazine Bakanı olarak görev alabileceği konuşulurken, Scott Bessent'in de ekonomik danışmanlık koltuğunda yer alabileceği ifade ediliyor. Bu gelişmeler, özellikle gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluştururken, Euro Bölgesi tahvil getirilerinde de yukarı yönlü bir harekete neden oldu.
Bölgesel veya küresel boyut
ECB'nin faiz artırım döngüsüne devam etme ihtimali, küresel para politikalarında koordinasyonu da zorlaştıran bir unsur olarak değerlendiriliyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarına ara verdiği bir dönemde, ECB'nin sıkılaşmaya devam etmesi, euro-dolar paritesinde euro lehine hareketlere yol açabilir. Ancak bu durum, Avrupa'nın ihracat rekabetini olumsuz etkileyebilir ve küresel ticarette yeni dengesizliklere neden olabilir. Analistler, Schnabel'in sözlerinin 'şahin' bir mesaj olarak okunduğunu, ancak bu tavrın sürdürülebilirliğinin özellikle işsizlik verileri ve kredi kanallarındaki sıkılaşmanın etkisiyle sınanacağını belirtiyorlar. Ayrıca, ABD'de olası bir yönetim değişikliğiyle birlikte yeni ekonomi ekibinin izleyeceği politikaların, küresel likidite koşullarını ve kırılgan ekonomilerin finansmanını yakından ilgilendirdiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına devam etmesi, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki oluşturmamakla birlikte, küresel risk iştahını azaltarak gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda, kur ve enflasyon üzerinde ek riskler yaratabilir. Ayrıca, Avrupa ekonomisindeki yavaşlamanın Türkiye'nin ana ihracat pazarlarından biri olan AB ülkelerine yönelik ihracatını azaltabileceği de bir risk unsuru olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, Türkiye'nin para politikası ile Avrupa'daki gelişmeler arasındaki etkileşimin dikkatle izlenmesi gerekmektedir.