ABD yönetimi, Suriye’yi resmî terör destekçisi ülkeler listesinden çıkarmaya hazırlanıyor. Bu karar, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın ardından ülkenin yeniden inşası ve uluslararası toplumla normalleşme süreci önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldıracak. Washington yönetimi, bu adımın Suriye’deki insani krizi hafifletmek ve bölgesel istikrarı sağlamak için kritik olduğunu değerlendiriyor.
Yıllardır süren terör etiketi ve sonuçları
Suriye, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “terörizme destek veren ülkeler” listesinde 1979’dan bu yana yer alıyor. Bu liste, ülkeye doğrudan Amerikan yardımının kesilmesi, silah satışının yasaklanması ve Uluslararası Para Fonu ile Dünya Bankası gibi kuruluşlardan kredi alımının engellenmesi gibi ciddi yaptırımları beraberinde getiriyor. Bu yaptırımlar, Suriye’nin savaş sonrası yeniden yapılanma sürecini neredeyse imkânsız hale getirmişti.
Beşşar Esed yönetimi, 2011’de başlayan iç savaşta rejim karşıtı gruplarla mücadele ederken Rusya ve İran’ın desteğini almış, savaşın seyrini değiştirmişti. Ancak savaşın yıkıcı etkisiyle ülke altyapısı büyük ölçüde tahrip olmuş, milyonlarca Suriyeli mülteci durumuna düşmüştü. ABD’nin terör listesinde yer alması, uluslararası yatırımcıların ve kalkınma bankalarının Suriye’ye yönelik projelerini durdurmasına yol açmıştı.
Son dönemde ABD yönetimi, özellikle insani yardım koridorlarının açılması ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki istikrarın sağlanması için Şam yönetimiyle dolaylı temasları artırmıştı. Terör listesinden çıkarılma kararı, bu temasların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
ABD’nin bu kararı, sadece Suriye’yi değil, bölgesel dengeleri de etkileyecek. Özellikle Türkiye, İran, Rusya ve Körfez ülkeleri, bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Türkiye, daha önce Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü operasyonlarda ABD’nin tutumunu eleştirmişti. Bu adım, iki ülke arasında Suriye konusunda yeni bir diyalog zemini oluşturabilir.
Rusya ise ABD’nin Suriye’den çekilmesini ve yaptırımların hafiflemesini uzun süredir talep ediyordu. Kremlin, bu kararın Suriye’de Rusya’nın nüfuzunu artıracağını düşünüyor. İran ise ABD’nin bölgeden çekilmesini kendi lehine bir gelişme olarak görse de, Suriye’nin yeniden inşasında ekonomik rekabetin artmasından endişe ediyor.
Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye ile normalleşme sürecini hızlandırmıştı. ABD’nin bu kararı, bu ülkelerin Şam yönetimine yönelik ekonomik yatırımlarını artırmasına olanak tanıyabilir. Ancak insan hakları örgütleri, Esed rejiminin savaş suçları işlediği gerekçesiyle bu adıma tepki gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye’nin terör listesinden çıkarılmasının kendi güvenlik kaygılarını nasıl etkileyeceğini dikkatle değerlendiriyor. Ankara, Esed rejimiyle doğrudan bir normalleşme sürecine girmemiş olsa da, bu kararın Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü operasyonlarda elini güçlendirebileceğini düşünüyor. Öte yandan, ABD’nin bu adımı, Türkiye’nin Suriye’de siyasi çözüm arayışlarında daha aktif rol almasının önünü açabilir. Terör listesinin kalkması, aynı zamanda Türk inşaat şirketlerinin Suriye’nin yeniden imarında yer alması için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Türkiye, Esed rejiminin insan hakları ihlallerine karşı duruşunu koruyarak bu süreci dengelemek zorunda.