ABD yönetimi, Suriye’yi “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkarma kararı aldı. Bu adım, ülkede faaliyet gösteren işletmeler ve sıradan vatandaşlar arasında temkinli bir iyimserliğe yol açtı. Uzun yıllardır uluslararası yaptırımların gölgesinde ekonomik çöküşle boğuşan Suriye’de, bu kararın ticaret, yatırım ve bankacılık alanlarında kısmi bir rahatlama sağlaması bekleniyor. Ancak Suriyeliler, geçmişteki hayal kırıklıkları ve belirsizlikler nedeniyle temkinli bir tutum sergiliyor.
Gelişmenin arka planı: Yaptırımların kaldırılması süreci
ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’nin 1979’dan bu yana yer aldığı “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkarılmasına yönelik resmi süreci başlattı. Bu liste, ABD’nin en ağır yaptırım rejimlerinden birini uyguladığı ülkeleri kapsıyor. Suriye’nin listeden çıkarılması, başta BM yardım kuruluşları ve uluslararası insani yardım örgütleri olmak üzere birçok aktör tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak uzmanlar, bu kararın Suriye ekonomisini canlandırması için yeterli olmayacağını, çünkü ABD’nin Suriye’ye yönelik diğer yaptırımlarının (örneğin, Suriye Merkez Bankası’na uygulanan kısıtlamalar) büyük ölçüde devam ettiğini belirtiyor.
Şam’da bir kafe işleten Ebu Muhammed, “Listeden çıkmamız iyi bir haber, ama bu tek başına ekmeğimize yağ sürmez. Yine de bir kapı aralandı, belki ticaret biraz canlanır” diyor. Halep’teki bir tekstil fabrikasının sahibi ise “Bankalar hâlâ işlem yapamıyor, yabancı yatırımcı gelmiyor. Bu karar sembolik, ama umut verici” ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel boyut: İran ve Rusya’nın hamleleri
ABD’nin bu kararı, Suriye’nin yeniden inşası konusunda bölgesel dengeleri de etkileyebilir. İran ve Rusya, Suriye’de ekonomik nüfuzlarını artırmak için yıllardır yatırım ve imtiyaz anlaşmaları yapıyor. Yaptırımların hafiflemesi, Körfez ülkelerinin de Suriye’yle ilişkilerini normalleştirme çabalarını hızlandırabilir. Suudi Arabistan ve BAE, Esad rejimiyle diplomatik temaslarını artırmış durumda. Ancak bu normalleşme süreci, Batı’nın insani yardım koşulları ve siyasi reform talepleriyle şekillenecek.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Suriye’de 12 yıllık iç savaşta 500 binin üzerinde insan hayatını kaybetti, 6 milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edildi ve 5,5 milyon kişi mülteci durumuna düştü. Ekonomi ise %60’tan fazla küçüldü. ABD’nin listeyi terk etmesi, ancak diğer yaptırımları sürdürmesi nedeniyle kısa vadede büyük bir ekonomik mucize beklenmiyor.
Sonuç: Temkinli umutlar
Suriyeli iş insanları, bu kararın ardından Lübnan ve Ürdün üzerinden yürütülen sınırlı ticaretin artmasını, bazı temel gıda ve ilaç kalemlerinin fiyatlarının düşmesini umuyor. Ancak ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırım rejiminin ana omurgasını oluşturan “Sezar Yasası” kapsamındaki kısıtlamalar halen yürürlükte. ABD yönetimi, siyasi çözüm sağlanana kadar bu yaptırımları kaldırmayacağını açıklamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde güvenlik bölgeleri oluşturmuş, milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. ABD’nin bu kararı, Türkiye’nin Suriye politikasını doğrudan etkilemese de, bölgedeki ekonomik canlanma Türkiye’nin güney sınırında istikrara katkı sağlayabilir. Ayrıca, yaptırımların hafiflemesi, Türk iş insanlarının Suriye’nin yeniden inşasına katılımını kolaylaştırabilir. Ancak Ankara, PKK/YPG’nin kontrolündeki bölgelerdeki ABD varlığı ve siyasi sürecin şeffaflığı konusunda temkinli olmaya devam ediyor.