Cezayir ve Mali, Nisan 2025'ten bu yana süren diplomatik krizi sona erdirerek karşılıklı olarak büyükelçilerini atadı ve birbirlerine kapattıkları hava sahasını yeniden açtı. Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecine girdiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Karar, Sahra Altı Afrika'da istikrar arayışları ve bölgesel güvenlik endişelerinin gölgesinde alındı.
Krizin arka planı ve tırmanma süreci
Diplomatik kriz, Nisan 2025'te Mali'nin, Cezayir'i ülkesinin içişlerine karışmakla suçlamasıyla patlak vermişti. Bamako yönetimi, Cezayir'in kuzey Mali'deki Tuareg isyancı gruplarına destek verdiğini iddia ederek büyükelçisini geri çekmiş ve sınır kapılarını kapatmıştı. Cezayir ise bu suçlamaları reddederek misilleme olarak aynı adımları atmıştı. İki ülke arasındaki uçuşlar da durdurulmuş, ticaret hacmi ciddi şekilde daralmıştı.
Krizin derinleşmesinde, Mali'de 2020 ve 2021'de gerçekleşen askeri darbeler sonrası Batı'yla ilişkilerin gerilmesi de etkili oldu. Mali cuntası, Fransa ve diğer Batılı ülkelerle yollarını ayırdıktan sonra Rusya'ya yakınlaşmış, Wagner Grubu paralı askerlerini ülkeye davet etmişti. Cezayir ise geleneksel olarak bölgede istikrarı sağlama misyonu üstlenmiş ve Mali'deki cihatçı gruplarla mücadelede önemli bir aktör olarak öne çıkmıştı.
Normalleşme sürecinin bölgesel yansımaları
İki ülke arasındaki buzların erimesi, Sahil Bölgesi'ndeki güvenlik iş birliği açısından kritik bir öneme sahip. Cezayir, bölgede artan cihatçı tehdide karşı Mali ile iş birliğini yeniden tesis ederek terörle mücadelede daha etkili olmayı hedefliyor. Öte yandan Mali, Cezayir'in arabuluculuk rolünü kabul ederek, kuzeydeki ayrılıkçı gruplarla barış sürecini canlandırmak istiyor.
Bu gelişme, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından da memnuniyetle karşılandı. Bölgedeki diğer ülkeler, özellikle Moritanya ve Nijer, iki ülke arasındaki diyaloğun yeniden başlamasını olumlu karşıladı. Normalleşme adımlarının bölgesel ticareti de canlandırması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Cezayir hem de Mali ile güçlü diplomatik ve ekonomik bağlara sahip. Cezayir ile Libya ve Doğu Akdeniz konularında yakın iş birliği yürüten Ankara, Mali'de ise kalkınma yardımları ve askeri eğitim programlarıyla varlık gösteriyor. İki ülke arasındaki normalleşme, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk potansiyelini artırabilir. Ayrıca, Türk şirketlerinin Sahil Bölgesi'ndeki yatırımları açısından istikrarlı bir ortamın oluşmasına katkı sağlayabilir. Sahel'de artan Çin ve Rusya etkisine karşı Türkiye'nin dengeli bir pozisyon almasına da zemin hazırlayabilir.