ABD Senatosu'nda her iki partiden senatörler, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde bir hükümet kapanışını (government shutdown) önleyebilecekleri konusunda sessiz bir iyimserlik taşıyor. Bu yıl üçüncü kez yaşanabilecek bir kapanışın, seçmenlerin gözünde hükümetin işlevsizliğine dair algıyı güçlendireceği endişesi, cumhuriyetçi ve demokrat kanatlarda ortak bir motivasyon yaratmış durumda. Özellikle enflasyon ve sınır güvenliği gibi hassas başlıkların seçim kampanyalarında merkezi rol oynadığı bir dönemde, Kongre'nin temel kamu hizmetlerini aksatacak bir krize izin vermemesi gerektiği vurgulanıyor. Kaynaklara göre, bütçe görüşmelerinde son haftalarda kayda değer ilerleme sağlandı ve tarafların uzlaşmaya her zamankinden daha yakın olduğu belirtiliyor.
Uzlaşma Çabaları ve Kritik Başlıklar
Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer ve Azınlık Lideri Mitch McConnell'in bizzat yürüttüğü müzakerelerde, geçici harcama tasarısı (continuing resolution) üzerinde prensipte anlaşmaya varıldığı ifade ediliyor. Ancak asıl zorluk, göçmenlik politikası ve sınır güvenliği konularında yaşanan derin görüş ayrılıkları. Cumhuriyetçiler, Meksika sınırındaki geçişleri sınırlandırmak için daha sert önlemler talep ederken, Demokratlar insani değerler ve yasal prosedürler konusunda hassasiyetlerini koruyor. Beyaz Saray ise, federal çalışanların maaşlarının ve sağlık hizmetleri gibi temel programların kesintiye uğramaması için Kongre'ye 30 Eylül'e kadar bir bütçe çıkarma çağrısı yapıyor. Eğer uzlaşma sağlanamazsa, milyonlarca kamu çalışanı ve sosyal yardım yararlanıcısı doğrudan etkilenecek.
Senato Bütçe Komitesi Başkanı Bernie Sanders'ın da dahil olduğu ilerici kanat, savunma harcamalarının artırılmasına karşı çıkarken, Cumhuriyetçi Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik Komitesi üyeleri, sosyal harcamalarda kesinti yapılması gerektiğini savunuyor. Bu çatışma, özellikle Başkan Joe Biden'ın altyapı ve iklim yatırımlarını içeren geniş kapsamlı bütçe paketini hayata geçirme çabalarını sekteye uğratabilir. Öte yandan, Savunma Bakanlığı'nın 2025 mali yılı için talep ettiği ek fonlar, ulusal güvenlik endişeleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çin ve Rusya ile artan jeopolitik rekabet, Pentagonya kaynak aktarımını daha da kritik hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de olası bir hükümet kapanışı, sadece Amerikan iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel dengeleri de etkileyebilir. Örneğin, Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali yardım paketleri, bütçe krizi nedeniyle gecikebilir veya kesintiye uğrayabilir. Bu durum, NATO müttefiklerini endişelendiriyor. Zira Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı devam ederken, ABD'nin taahhütlerini yerine getirememesi, Avrupa güvenlik mimarisinde ciddi bir boşluk yaratabilir. Benzer şekilde, Orta Doğu'da İsrail ile ilişkiler, Asya'da ise Tayvan ve Güney Kore'ye verilen güvenceler, Washington'un bütçe istikrarına bağlı. Uluslararası Para Fonu (IMF) da, ABD'deki siyasi belirsizliğin küresel ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD faiz oranları ve doların değerindeki oynaklıklar nedeniyle kırılgan bir konumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yaşanacak bir hükümet kapanışı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel finans piyasalarında yaratacağı dalgalanma nedeniyle dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye'nin özellikle dış ticaret ve finansman ihtiyaçları göz önüne alındığında, ABD bütçe krizine bağlı olarak doların değer kazanması veya risk iştahının azalması, Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, ABD'nin terörle mücadele konusunda sağladığı istihbarat ve askeri yardımların aksaması, Suriye ve Irak'ta PKK/YPG faaliyetleriyle mücadelede zafiyet yaratabilir. Öte yandan, ABD yönetiminin iç siyasetle meşgul olması, NATO standartlarına uyum süreci ve F-35 programı gibi kritik dosyalarda Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Bu nedenle Ankara, Washington'daki gelişmeleri yakından takip etmekte ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmaktadır.