Ürdün, yoğun biçimde ABD yardımına ve korumasına bağımlı olduğu için, İran'ın artan hava saldırılarına rağmen Amerikan askeri varlığını sınırlandırmaya yanaşmıyor. Bu durum, krallığı bölgesel gerilimlerde doğrudan bir hedef haline getiriyor. ABD'nin Ürdün'deki askeri üsleri, özellikle El-Muvakkar Hava Üssü, son aylarda İran destekli milis gruplarının insansız hava aracı ve füze saldırılarına maruz kaldı. Ürdün, stratejik konumu nedeniyle ABD için kritik bir müttefik; aynı zamanda İsrail ile sınır komşusu olması ve Arap dünyasında ılımlı bir duruş sergilemesi, onu Tahran'ın gözünde daha da önemli kılıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ürdün Kralı II. Abdullah, uzun süredir ABD ile yakın ilişkiler içinde. Washington, Amman'a yıllık yaklaşık 1.5 milyar dolar askeri ve ekonomik yardım sağlıyor. Bu yardım, Ürdün'ün kırılgan ekonomisini ayakta tutarken, güvenlik güçlerinin modernizasyonunu da mümkün kılıyor. Ancak bu bağımlılık, Ürdün'ü İran'ın misilleme tehditlerine açık hale getiriyor. İran Devrim Muhafızları, ABD'nin bölgedeki varlığına karşı sık sık tehditler savuruyor. Son olarak, Suriye ve Irak'taki İran yanlısı milisler, Ürdün sınırlarına yakın konuşlanmış durumda. Bu gruplar, ABD üslerini hedef almak için insansız hava araçları ve füzeler kullanıyor. Geçtiğimiz aylarda bir ABD üssüne düzenlenen saldırıda üç Amerikan askeri hayatını kaybetti. Ürdün, bu saldırıları kınamakla birlikte, doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınıyor. Kral Abdullah, iç kamuoyunun da baskısıyla denge politikası izlemeye çalışıyor; bir yandan ABD ile ittifakı sürdürürken, diğer yandan İran ile açık bir çatışmadan kaçınıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ürdün'deki ABD varlığı, Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini etkiliyor. İran, ABD'nin Ürdün'ü bir sıçrama tahtası olarak kullanmasından endişe ediyor. Özellikle İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi ve Körfez ülkeleriyle yapılan güvenlik anlaşmaları, Tahran'ı tedirgin ediyor. İran, Ürdün'ü ABD'nin İsrail ve Suudi Arabistan'a yönelik operasyonlarında bir ara durak olarak görüyor. Bu nedenle, İran destekli milislerin Ürdün'e yönelik saldırıları, bölgedeki güç mücadelesinin bir parçası. ABD ise Ürdün'deki varlığını, Irak ve Suriye'deki operasyonları için lojistik destek amacıyla kullanıyor. Aynı zamanda, İsrail'in güvenliğini sağlamak için de bu üsler stratejik öneme sahip. Ancak bu durum, Ürdün'ü İran'ın misillemelerine karşı savunmasız bırakıyor. Bölgesel olarak, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Ürdün'ün istikrarının korunmasını kendi çıkarları açısından önemli görüyor. Bu ülkeler, Amman'a ekonomik destek sağlayarak dengeyi korumaya çalışıyor. Küresel ölçekte ise, ABD-İran gerginliği, Rusya ve Çin'in bölgedeki etkisini artırıyor. Moskova, İran'a askeri ve siyasi destek verirken, Pekin de enerji anlaşmalarıyla Tahran'a yakınlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ürdün'deki ABD varlığının İran tarafından hedef alınması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak ABD'nin güvenlik çıkarlarını hem de İran ile sınır komşusu olarak Tahran'ın tepkilerini dikkate almak zorunda. Orta Doğu'daki gerilim, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da etkileyebilir. Özellikle İran destekli milislerin faaliyetleri, Türkiye'nin sınır güvenliği için bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, Ürdün'ün istikrarsızlaşması halinde, Türkiye'ye yönelik mülteci akınları artabilir. Türkiye, bu gelişmeler karşısında diplomatik girişimlerini sürdürmeli, hem ABD hem de İran ile dengeli bir ilişki kurmaya çalışmalıdır.