ABD Senatosu, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik planlanan 36 milyon dolarlık eğitim ve teçhizat yardımı programına ek kısıtlamalar getiren bir yasa tasarısını görüşüyor. Tasarı, Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Lübnan'daki özel kuvvetler programı kapsamında eğitilen askerlerin sayısı, kullandıkları ekipman ve dini geçmişleri hakkında Kongre'ye detaylı rapor sunmasını zorunlu kılıyor. Programın temel amacı, İran destekli Hizbullah'ın Lübnan'daki etkisini kırmak ve ülkenin egemenliğini güçlendirmek olarak açıklanmıştı.
Gelişmenin arka planı
Lübnan, 2020'de Beyrut Limanı'nda yaşanan büyük patlama ve ardından gelen ekonomik çöküşle birlikte derin bir krizle boğuşuyor. Ülkede Hizbullah'ın etkisi, devlet kurumlarının zayıflığı ve bölgesel güç mücadeleleri, Lübnan ordusunun kapasitesini sınırlıyor. ABD, uzun yıllardır Lübnan ordusuna lojistik ve eğitim desteği sağlıyor. Ancak son dönemde Kongre'de, yardımın Hizbullah'la bağlantılı unsurlara gitmemesi için daha sıkı denetim talepleri artıyor. Tasarıda, özel kuvvetlerin dini kompozisyonunun raporlanması, mezhep dengesini sağlama ve radikal unsurların sızmasını önleme amacı taşıyor. Raporda ayrıca eğitim faaliyetlerinin yerel halkla ilişkileri ve insan hakları ihlalleri riski de değerlendirilecek.
Tasarının arkasındaki siyasi dinamikler, ABD'nin Orta Doğu'da Çin ve Rusya'ya karşı nüfuz mücadelesiyle de ilişkili. Pentagon, Lübnan ordusunu modernize ederek Hizbullah'ın askeri kanadıyla mücadelede devlet kurumlarının gücünü artırmayı hedefliyor. Ancak eleştirmenler, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki derin kökleri ve İran'dan aldığı destek karşısında bu tür programların yetersiz kalabileceğini belirtiyor. Ayrıca, yardımların Şii toplumundan yabancılaşmaya yol açabileceği ve mezhepçiliği körükleyebileceği endişesi de var.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan, Doğu Akdeniz'de stratejik bir konuma sahip. Ülke, İsrail-Suriye hattında tampon bölge işlevi görüyor ve doğal gaz kaynaklarının keşfiyle enerji jeopolitiğinde önem kazanıyor. Hizbullah, 2006 İsrail savaşından bu yana askeri kapasitesini artırdı ve Suriye iç savaşına müdahil oldu. ABD'nin Lübnan ordusunu güçlendirme çabaları, Tahran'ın bölgesel nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Ancak bu program, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin de desteğini alıyor. Öte yandan, Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Lübnan'da siyasi reform ve mezhep dengesini koruma konusunda ABD ile ortak hareket ediyor. Programın başarısı, sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi reformlarla desteklenmesine bağlı.
Tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda, ABD'nin Lübnan'daki askeri varlığı daha şeffaf hale gelecek. Ancak raporlama yükümlülüğü, programın uygulamasını yavaşlatabilir ve bürokratik engeller yaratabilir. Ayrıca, mezhepsel verilerin toplanması, Lübnan'da hassas bir konu olan dini kimlik tartışmalarını alevlendirebilir. Bölge uzmanları, Hizbullah'ın sadece askeri değil, sosyal ve siyasi bir hareket olduğunu, dolayısıyla sadece askeri önlemlerle etkisizleştirilemeyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı yakından takip ediyor. Lübnan'da güçlü bir merkezi otorite ve mezhep dengesinin korunması, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin enerji politikaları açısından da önemli. Hizbullah'ın etkisinin azalması, İran'ın bölgesel nüfuzunun kırılmasına katkı sağlayabilir, bu da Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarına dolaylı olarak yarayabilir. Ancak programın uygulanması sırasında olası mezhepsel gerilimler, Lübnan'da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir. Türkiye, bu bağlamda Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemeyi sürdürecektir. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki askeri yardım programları, Türkiye'nin kendi savunma sanayii ihracatı açısından rekabet unsuru oluşturabilir.