ABD Senatosu, İran'a yönelik askeri operasyonları durdurma yönünde oy kullanarak Temsilciler Meclisi'nin ardından bu kararı alan ikinci kongre kanadı oldu. Bu gelişme, 1973 yılında kabul edilen Savaş Yetkileri Yasası'ndan bu yana ilk kez her iki meclisin, bir başkanı silahlı kuvvetleri çatışma bölgesinden çekmeye yönlendiren bir kararı onaylaması anlamına geliyor. Senato'da yapılan oylamada 49'e karşı 44 oyla kabul edilen karar, Başkan Donald Trump'ın İran ile artan gerilimlerde daha fazla askeri angajmana girmesini engellemeyi hedefliyor. Karar, özellikle İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından tırmanan gerginlikte, Kongre'nin savaş yetkilerini yeniden dengeleme çabası olarak görülüyor.
Kararın arka planı ve Savaş Yetkileri Yasası
ABD Anayasası'na göre savaş ilan etme yetkisi yalnızca Kongre'ye aittir. Ancak 1973'te kabul edilen Savaş Yetkileri Yasası, başkanın askeri güç kullanımını sınırlandırmak ve Kongre'yi bu sürece dahil etmek amacıyla oluşturuldu. Yasa, başkanın silahlı kuvvetleri çatışma bölgesine göndermesinden sonra 60 gün içinde Kongre'nin onayını almasını zorunlu kılıyor. Ancak tarihsel olarak başkanlar, bu yasayı genellikle esneterek veya tam olarak uygulamayarak hareket etti.
İran ile son dönemde yaşanan gerginlik, Ocak 2020'de Süleymani'nin öldürülmesiyle zirveye ulaştı. Bu olay, ABD ile İran arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini artırdı. Temsilciler Meclisi, Mart 2020'de İran'a yönelik askeri güç kullanımını durdurma kararını kabul etmişti. Senato'nun kararı da bu çizgideydi ancak bağlayıcı olmaktan uzak; zira Başkan Trump, kararı veto edeceğini açıkladı. Kongre'nin vetoyu aşmak için gereken 2/3 çoğunluğa sahip olmaması nedeniyle karar sembolik kalabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile ABD arasındaki gerilim, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. İran'ın nükleer programı, vekil güçler aracılığıyla Yemen, Suriye ve Lübnan'daki etkinliği, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. ABD'nin askeri müdahalesinin durdurulması, bir yandan bölgesel savaş riskini azaltırken, diğer yandan İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırabileceği endişelerini de beraberinde getiriyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları diyaloğa çağırırken, Körfez ülkeleri ise İran tehdidine karşı ABD'nin caydırıcılığının azalmasından kaygı duyuyor.
Karar, ABD'nin iç siyasetinde de yankı buldu. Demokratlar, Başkan Trump'ın İran politikasını eleştirirken, Cumhuriyetçiler ise kararın ulusal güvenliği zayıflattığını savundu. Seçim yılı olması nedeniyle bu oylama, siyasi bir rekabete de dönüştü. Ancak her iki partiden de bazı üyeler, savaş yetkilerinin Kongre'de kalması gerektiği konusunda hemfikirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir sınıra sahip olup, bu iki komşu ülke arasındaki gerilimden doğrudan etkilenmektedir. ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının durdurulması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini bir nebze azaltsa da, bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenleri olan İran'ın nükleer programı ve vekil güç politikaları devam etmektedir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorundadır. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığı, İran destekli gruplarla zaman zaman çatışma riskini barındırmaktadır. Ankara, bu kararı diplomatik bir kazanım olarak görmekle birlikte, sahada fiili bir değişiklik olmadığı sürece temkinli yaklaşmaktadır.