Küresel denizaltı inşası, modern tarihin en yüksek seviyesine ulaşırken, Çin Halk Cumhuriyeti bu alanda tartışmasız lider konumuna yükseldi. Pekin yönetimi, diğer tüm ülkelerin iki katı kadar denizaltıyı aynı anda inşa ediyor ve aynı anda birden fazla yeni sınıfı hizmete sokuyor. Bu durum, yalnızca Çin'in denizaltı filosunun niceliksel büyümesini değil, aynı zamanda niteliksel sıçramasını da gözler önüne seriyor. Savunma analistlerine göre, Çin’in bu hamlesi, Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengesini kökten değiştirebilecek potansiyele sahip.
Arka Plan: Denizaltı İnşasında Rekor Seviye
Bugün itibarıyla, dünya genelinde 40'tan fazla ülke denizaltı işletiyor veya inşa ediyor. Bu sayı, Soğuk Savaş döneminden bu yana en yüksek seviye. Ancak bu genişlemenin merkezinde Çin yer alıyor. Pekin, hem konvansiyonel (dizel-elektrik) hem de nükleer enerjili denizaltıları kapsayan iddialı bir modernizasyon programı yürütüyor. Özellikle Type 039C Yuan sınıfı ve Type 093 Shang sınıfı nükleer denizaltılar, bu programın en önemli unsurları arasında. Çin, aynı anda dört yeni denizaltı sınıfı geliştiriyor; bu, herhangi bir ülkenin üstlendiği en kapsamlı denizaltı inşa çabası olarak değerlendiriliyor.
Çin'in bu atılımı, yalnızca yerli tersanelerin kapasitesinden değil, aynı zamanda devlet desteği ve askeri-sanayi kompleksinin entegrasyonundan kaynaklanıyor. Çin Donanması (PLAN), 2035 yılına kadar 80 ila 100 denizaltıya sahip olmayı hedefliyor. Bu rakam, ABD Donanması'nın mevcut 66 denizaltılık filosunu geride bırakacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hint-Pasifik'te Yeni Güç Dengesi
Çin'in denizaltı inşasındaki bu üstünlüğü, yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesaj niteliği taşıyor. Özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı'nda artan gerilimler göz önüne alındığında, Çin'in denizaltı filosu, bölgedeki ABD müttefikleri ve Çin'in komşuları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Denizaltılar, geleneksel yüzey filolarına kıyasla daha gizli ve caydırıcı olduğu için, Pekin'in bu alandaki yatırımı, bölgesel bir güç projeksiyonu aracı olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, diğer ülkeler de denizaltı envanterlerini genişletiyor. Avustralya'nın AUKUS anlaşması kapsamında nükleer denizaltı edinme planı, Japonya ve Güney Kore'nin modernizasyon çabaları, Hindistan'ın nükleer denizaltı programı, küresel denizaltı yarışının hızlandığını gösteriyor. Ancak hiçbiri, Çin'in inşa hızına ve ölçeğine yaklaşamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in denizaltı inşasındaki küresel liderliği, Türkiye’nin savunma ve dış politikası açısından dolaylı ancak önemli etkiler doğurabilir. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de etkin bir deniz gücü olan Türkiye, denizaltı teknolojisinde Millî Denizaltı Projesi (MİLDEN) ile kendi yerli çözümlerini geliştirme yolunda ilerliyor. Çin’in bu alandaki başarısı, Türkiye’nin yerli üretim hedeflerine ulaşma motivasyonunu artırabilir. Ayrıca, Çin’in Hint-Pasifik’teki denizaltı üstünlüğü, NATO müttefiki olarak Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, kendi bölgesinde denizaltı gücünü dengelerken, küresel ölçekteki bu güç dönüşümünü yakından izlemelidir.