ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, ülke içinde rekor seviyelere ulaşan dizel ve akaryakıt fiyatlarını kontrol altına almak için 90 günlük bir dizel ihracat yasağı hazırlığı yapıyor. Politico'nun ismini açıklamayan kaynaklara dayandırdığı habere göre Beyaz Saray, söz konusu planı henüz sonuçlandırmadı ve kararın ne zaman açıklanacağı belirsizliğini koruyor. Öneri, ABD'deki dizel fiyatlarının galon başına 5 doların üzerine çıkarak tarihi zirvelere ulaşmasının ardından gündeme geldi. Plan hayata geçerse, ABD'nin küresel dizel piyasasındaki önemli tedarikçi konumu nedeniyle hem yurt içi hem de uluslararası piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşanabilir.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de akaryakıt fiyatları, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından uygulanan yaptırımlar ve küresel arz sıkışıklığı nedeniyle yıl boyunca istikrarlı bir şekilde arttı. Özellikle dizel, ülke genelinde nakliye ve tarım sektörlerini doğrudan etkilediği için enflasyonist baskıların önemli bir bileşeni haline geldi. Beyaz Saray'ın değerlendirdiği 90 günlük ihracat yasağı, yurt içi arzı artırarak fiyatları düşürmeyi amaçlıyor. Ancak uzmanlar, böyle bir adımın küresel dizel kıtlığını derinleştirebileceği ve müttefik ülkelerle ticari gerilimlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. ABD, halihazırda günlük yaklaşık 1 milyon varil dizel ihraç eden bir ülke konumunda. Bu ihracatın büyük bölümü Avrupa ve Latin Amerika'ya yapılıyor. Yasağın uygulanması halinde, özellikle Avrupa'daki enerji kriziyle mücadele eden ülkeler alternatif tedarikçi arayışına girebilir. Politico'nun haberine göre, Beyaz Saray içinde bazı yetkililer yasağın piyasa üzerindeki olumsuz etkilerinden endişe ediyor ve daha hedefli önlemler üzerinde duruyor. Diğer yandan, akaryakıt fiyatlarındaki artış, Biden yönetiminin 8 Kasım'daki ara seçimler öncesinde siyasi olarak zor durumda kalmasına neden oluyor. Yüksek benzin ve dizel fiyatları, seçmen nezdinde ekonomik hoşnutsuzluğun başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin olası bir dizel ihracat yasağı, küresel enerji piyasalarında zincirleme etkiler yaratabilir. Avrupa Birliği, Rus dizel ürünlerine yönelik ambargosunu 5 Şubat 2023'te yürürlüğe koymaya hazırlanırken, ABD'den gelecek bir kesinti, kıtanın dizel arzında ciddi bir açık oluşturabilir. Avrupa ülkeleri halihazırda doğal gaz krizini yönetmeye çalışırken, dizel kıtlığı sanayi üretimini ve ulaşımı daha da olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, yasak, ABD'nin ihracatçı konumunu zayıflatarak Orta Doğu ve Asya rafinerilerine avantaj sağlayabilir. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Hindistan gibi ülkeler, Avrupa pazarındaki boşluğu doldurmak için üretimlerini artırabilir. Ancak bu ülkelerin mevcut kapasiteleri ve lojistik kısıtları, kısa vadede ABD'nin yerini tam olarak dolduramayabilir. Ayrıca, ihracat yasağı, küresel petrol fiyatlarını da dolaylı olarak etkileyebilir; zira dizel, ham petrolden rafine edilen ve ekonomik aktivitenin can damarı olan bir ürün. Uzmanlar, böyle bir kararın küresel enflasyonu daha da körükleyebileceği ve resesyon riskini artırabileceği görüşünde. ABD'nin ham petrol ihracatını yasaklaması ise henüz masada değil; ancak bazı senatörler benzer bir adımın benzin fiyatlarını düşürebileceğini savunuyor. Beyaz Saray, konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Piyasalar, haberin ardından dalgalı bir seyir izledi; ABD ham petrolü (WTI) ve Brent petrolünde hafif düşüşler görüldü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin olası dizel ihracat yasağı, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ekonomisi açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, dizel ihtiyacının büyük bölümünü Rusya, Irak ve Suudi Arabistan'dan karşılıyor; ancak küresel fiyatların yükselmesi halinde ithalat maliyeti artacak ve cari açık üzerinde baskı oluşacaktır. Ayrıca, Avrupa'daki dizel kıtlığı, Türkiye üzerinden yapılan transit ticareti ve rafineri marjlarını etkileyebilir. Türkiye'nin enerji güvenliği açısından, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve Orta Doğu ile Asya'daki alternatif tedarikçilerle ilişkilerini güçlendirmesi kritik önem taşıyor. Küresel bir dizel krizi, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir.