Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Wojciech Skurkiewicz, ABD'nin ülkede kalıcı bir askeri üs kurma kararı aldığını duyurdu. Ancak Pentagon, Varşova'nın uzun süredir peşinde olduğu bu hedefe ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Skurkiewicz, Polonya devlet televizyonuna verdiği demeçte, "ABD tarafından böyle bir kararın alındığına dair bilgimiz var" dedi; fakat konunun henüz kamuoyuna yansımayan diplomatik ve teknik müzakerelerin konusu olduğunu ekledi.
Varşova'nın Uzun Süredir Beklediği Adım
Polonya, 2014'te Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesinin ardından ABD'den topraklarında kalıcı bir üs kurmasını resmen talep etmişti. Varşova, o dönemde üsse "Fort Trump" adını vermeyi dahi önermiş, hatta inşaat masraflarının önemli bir kısmını üstlenmeye hazır olduğunu bildirmişti. Washington yönetimi o günden bu yana Polonya'da rotasyonel olarak asker bulunduruyor; hâlihazırda yaklaşık 4.500 Amerikan askeri ülkedeki çeşitli noktalarda konuşlu. Bu güçler, NATO'nun doğu kanadını güçlendirme misyonu kapsamında görev yapıyor. Ancak kalıcı bir üs, lojistik, komuta-kontrol ve altyapı açısından rotasyonel birliklerden çok daha kapsamlı bir yatırım anlamına geliyor.
Polonya hükümeti, savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4'üne çıkarmayı hedefleyerek NATO üyeleri arasında en yüksek orana ulaşmayı planlıyor. Bu taahhüt, Washington nezdinde Varşova'nın güvenilir bir müttefik olduğu mesajını güçlendiriyor. Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), konuya ilişkin sorulara verdiği yanıtta, "Polonya ile savunma iş birliğimiz güçlü ve sürekli istişare halindeyiz. Ancak yeni bir kalıcı üs kararı hakkında duyurulacak bir bilgi yok" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Skurkiewicz'in sözlerinin resmi bir kararname veya başkanlık onayı ile henüz ete kemiğe bürünmediğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığı, Soğuk Savaş sonrası dönemde genellikle Almanya, İtalya ve İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerinde yoğunlaşmıştı. Ancak 2014 sonrası Rusya'nın revizyonist politikaları, Baltık ülkeleri ve Polonya'nın güvenlik kaygılarını artırdı. NATO'nun 2016 Varşova Zirvesi'nde alınan kararla Polonya ve Baltık ülkelerine çok uluslu taburlar konuşlandırıldı. Yine de bu birlikler "kalıcı" değil, "sürekli rotasyonel" statüde. Polonya, bu statünün caydırıcılık açısından yetersiz olduğunu savunuyor; zira rotasyonel güçler kriz anında hızla çekilebilir. Kalıcı bir ABD üssü, Moskova'ya karşı sembolik ve stratejik bir taahhüt anlamına gelir.
Washington'ın böyle bir adımı, NATO içindeki yük paylaşımı tartışmalarıyla da yakından ilgili. Eski Başkan Donald Trump döneminde ABD, Avrupa'daki asker sayısını azaltma ve Almanya'dan kısmi çekilme sinyalleri vermişti. Mevcut Başkan Joe Biden yönetimi ise transatlantik bağları onarma ve Rusya'ya karşı caydırıcılığı güçlendirme politikası izliyor. Dolayısıyla Polonya'da kalıcı bir üs, Biden yönetiminin Avrupa güvenliğine bağlılığının somut bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Ancak Pentagon'un sessizliği, kararın henüz kesinleşmediğini veya açıklanması için uygun zamanın beklenildiğini gösteriyor.
Rusya cephesinden olası tepkiler de merak konusu. Kremlin, NATO'nun doğuya genişlemesini ve Rusya sınırlarına yakın askeri yığınakları tarihsel olarak tehdit olarak algıladı. Kalıcı bir ABD üssü, Moskova'nın güvenlik doktrininde yeni bir "kırmızı çizgi" ihlali sayılabilir ve Belarus ile Kaliningrad arasındaki dengeleri etkileyebilir. Bu durum, Avrupa'da tansiyonu yükseltebileceği gibi, yeni bir silahlanma yarışını da tetikleyebilir.
Öte yandan Almanya ve Fransa gibi NATO'nun ağır topları, Avrupa'nın savunma özerkliğini artırma çağrıları yaparken, ABD'nin Polonya'daki kalıcı varlığı bu hedefle çelişebilir. Avrupalı müttefikler, Washington'ın tek taraflı hamlelerinin kendilerini de doğrudan etkileyeceğini savunuyor. Ancak Polonya için caydırıcılık, özerklikten önce geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Polonya'da kalıcı üs kurma kararı, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve güvenlik algılarını dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta denge politikası izlerken, NATO'nun doğu kanadındaki her askeri yığınak, Karadeniz'deki güç dengesini değiştirebilir. Ayrıca ABD'nin Avrupa'daki askeri ağırlığını Doğu Avrupa'ya kaydırması, Türkiye'nin savunma iş birliği önceliklerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ankara, Washington'dan F-16 modernizasyonu ve Patriot sistemleri gibi taleplerde bulunurken, ABD'nin Polonya'ya yapacağı yatırım, kaynak dağılımı rekabetini artırabilir. Bununla birlikte, Rusya'nın olası tepkisi, Türkiye'nin enerji ve ticaret hatlarını da yakından ilgilendiriyor.