ABD perakende satışları, Temmuz ayında otomobil alıcılarının ve Amazon'un Prime Günü kampanyasının etkisiyle beklentilerin üzerinde bir artış gösterdi. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, perakende satışlar geçen aya göre yüzde 0,7 oranında yükselirken, bu rakam piyasa analistlerinin tahminlerinin oldukça üzerinde gerçekleşti. Ekonomistler, yüksek enflasyon ve İran'da yaşanan jeopolitik gerilimlerin tüketici harcamalarını olumsuz etkileyeceğini öngörse de, veriler ekonominin henüz gücünü kaybetmediğini ortaya koydu.
Gelişmenin arka planı
Temmuz ayındaki güçlü perakende performansında, otomobil ve parça satışlarındaki yüzde 1,2'lik artış önemli rol oynadı. Otomobil üreticilerinin tedarik zinciri sorunlarını aşarak stoklarını artırması, tüketicilerin araç alımını kolaylaştırdı. Ayrıca Amazon'un 16-17 Temmuz'da düzenlediği Prime Günü kampanyası, çevrimiçi alışverişi yüzde 2,5 oranında yukarı çekti. Elektronik, ev aletleri ve giyim gibi kategorilerde indirimler sayesinde tüketiciler alım yapmaya teşvik edildi. Yine de yüksek enflasyonun etkisiyle gıda ve akaryakıt harcamalarındaki artış sınırlı kaldı; gıda satışları sadece yüzde 0,3, benzin istasyonu satışları ise yüzde 0,1 arttı.
İran'daki savaş ortamı ve bunun küresel petrol fiyatlarına yansıması, tüketici güvenini zedelemişti. Ancak ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarına rağmen işsizlik oranının düşük seyretmesi ve ücret artışlarının devam etmesi, harcamaları destekleyen temel faktörler oldu. Uzmanlar, perakende satışların beklenenden iyi gelmesinin, üçüncü çeyrek büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ettirebileceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD ekonomisi, dünyanın en büyük tüketici pazarı olarak küresel büyümenin lokomotifi konumunda. Perakende satışların güçlü kalması, küresel tedarik zincirlerine olan talebi canlı tutarak Çin, Avrupa ve diğer üretici ülkeler için olumlu bir sinyal. Ancak İran'daki çatışmaların Orta Doğu'ya yayılma riski, petrol fiyatlarını yeniden yükseltebilir ve bu da enflasyonist baskıları artırabilir. Fed'in agresif faiz politikasına devam etmesi halinde, yıl sonuna doğru tüketici harcamalarının yavaşlaması beklenebilir. Diğer yandan, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve Avrupa'daki durgunluk endişeleri, ABD iç talebini daha da kritik hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD perakende satışlarındaki bu olumlu tablo, Türkiye ekonomisi için dolaylı da olsa önem taşıyor. Güçlü ABD talebi, Türkiye'nin ihracat pazarlarında canlanma anlamına gelebilir. Özellikle otomotiv yan sanayi, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde ABD'ye yapılan ihracatın artması beklenebilir. Ancak İran'daki jeopolitik riskler, enerji maliyetlerini yukarı çekerek Türkiye'nin ithalat faturasını artırabilir ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca Fed'in faiz artırımları, Türk lirasının değer kaybını hızlandırabilir ve yurt içi enflasyonu körükleyebilir. Bu nedenle, ABD ekonomisindeki gelişmeler Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor.