ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının küresel enerji piyasalarını altüst etmesi bekleniyordu. Ancak Bloomberg Originals’ın haftalık belgeseline göre, bu senaryo henüz gerçekleşmedi. Piyasalar, Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskine rağmen nispeten sakin seyrediyor. Bunun temel nedeni, ABD’nin stratejik planlaması ve küresel petrol arzındaki çeşitliliğin artması.
Gelişmenin Arka Planı
ABD-İsrail ile İran arasındaki gerginlik haftalardır tırmanıyor. İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine saldırıları ve ABD’nin Basra Körfezi’ne ek savaş gemileri sevk etmesi, bölgesel bir savaşın eşiğinde olunduğu sinyallerini veriyor. En kötü senaryoda, dünya petrol ihracatının %20’sinden fazlasının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınması riski bulunuyor. Ancak şu ana kadar ham petrol fiyatları, 2022’deki Ukrayna savaşı sonrası görülen seviyelerin altında seyrediyor. Analistler, bu durumu ABD’nin stratejik petrol rezervlerini devreye sokması, Suudi Arabistan ve Rusya’nın üretim politikalarındaki değişiklikler, ve yenilenebilir enerjiye geçişin hızlanmasına bağlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Belgeselde, piyasaların sükûnetinin kalıcı olmadığına dikkat çekiliyor. Hürmüz Boğazı’nda küçük bir çatışmanın dahi petrol fiyatlarında %30’lara varan sıçramalara yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca Çin’in İran petrolüne bağımlılığı, Rusya’nın yaptırımlar altında İran ile enerji işbirliğini artırması, ve Hindistan gibi dev alıcıların alternatif tedarik kanalları arayışı, küresel enerji haritasını yeniden çiziyor. ABD’nin Şeyl petrolü üretimindeki artış, OPEC+’ın pazar kontrolünü zayıflatırken, İran’a uygulanan yaptırımların sıkılaştırılması, Tahran’ın petrol ihracatını azaltarak gelirlerini düşürüyor. Bloomerg belgeseli, bu çok boyutlu denklemin, İran savaşı olasılığına karşı petrol piyasalarını geçici olarak koruduğu sonucuna varıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, İran üzerinden olası bir bölgesel savaşın enerji fiyatlarına etkisinden doğrudan etkilenecektir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini artırırken, cari açığı büyütebilir ve enflasyonu körükleyebilir. Ancak Türkiye’nin son dönemde yerli enerji kaynaklarına yönelmesi ve Doğu Akdeniz ile Karadeniz’deki arama faaliyetleri, orta vadede bu tür dış şoklara karşı bir tampon oluşturabilir. Ayrıca Türkiye’nin İran ve Suudi Arabistan’la dengeleyici diplomasisi, bölgesel krizde enerji tedarik kanallarını çeşitlendirme avantajı sağlayabilir.