ABD Hint-Pasifik Komutanlığı'nın düzenlediği Valiant Shield 2026 (VS26) tatbikatı, 26 Haziran 2026 Pazartesi günü başladı. Tatbikat, Kuzey Mariana Adaları Topluluğu, Guam, Japonya ve Mariana Adaları çevresindeki uluslararası sularda eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor. Bu yılki tatbikata ABD Hava Kuvvetleri, Donanması, Deniz Piyadeleri, Sahil Güvenlik ve Özel Kuvvetlerin yanı sıra Japonya Öz Savunma Kuvvetleri de katılıyor. VS26, bölgedeki en büyük ortak askeri eğitim faaliyeti olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Hint-Pasifik'te Artan Askeri Faaliyetler
Valiant Shield, ABD ordusunun iki yılda bir düzenlediği bir tatbikat serisi olup ilk kez 2006 yılında gerçekleştirilmiştir. VS26, bu serinin 11'incisi ve en kapsamlısı olarak değerlendiriliyor. Tatbikatın temel amacı, ABD ve müttefik kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmak, deniz ve hava sahasında üstünlüğü pekiştirmek ve bölgesel caydırıcılığı güçlendirmektir. Özellikle Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki artan varlığı ve Tayvan üzerindeki baskıları, bu tür tatbikatların önemini daha da artırmıştır.
Tatbikat kapsamında uçak gemisi grev grupları, denizaltılar, savaş uçakları ve kara konuşlu füze sistemleri entegre bir şekilde çalışıyor. VS26'da ilk kez F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçaklarının birlikte kullanılacağı karma hava harekatı simülasyonları yapılacak. Ayrıca, Guam'daki Andersen Hava Üssü ve Tinian'daki yakıt depoları, lojistik destek için aktif olarak kullanılıyor.
Geçtiğimiz haftalarda ABD Donanması'na ait USS Carl Vinson (CVN-70) uçak gemisi ve USS Abraham Lincoln (CVN-72) grev grupları, Mariana Adaları açıklarında konuşlanmış durumdaydı. Aynı dönemde Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması'na ait Shandong uçak gemisi ve muhrip refakat gemileri de Filipin Denizi'nde benzer bir tatbikat yürütüyordu. Her iki tarafın bu eş zamanlı faaliyetleri, bölgede gerginliğin yüksek olduğunun bir göstergesi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güç Mücadelesinin Odağında Pasifik
Valiant Shield 2026, yalnızca askeri bir eğitim değil, aynı zamanda ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine olan bağlılığının bir göstergesi. Tatbikat, ABD'nin en büyük askeri harcamalarını yaptığı bölgelerden biri olan Pasifik'te, müttefiklerine ve rakiplerine net bir mesaj veriyor: ABD, bölgeden çekilmiyor ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamaya kararlı.
Japonya'nın ev sahipliği yaptığı bölümlerde, kara ve deniz kuvvetleri arasında ortak manevralar gerçekleştiriliyor. Japonya, Çin'in Doğu Çin Denizi'ndeki faaliyetlerine karşı adalarını savunma kabiliyetini geliştirirken, bu tatbikat da bu çabaların bir parçası. Avustralya, Güney Kore ve Filipinler'den de gözlemciler tatbikatta yer alıyor; bu da koalisyonun genişleme potansiyelini ortaya koyuyor.
Diğer taraftan, Çin'in bölgedeki tatbikatlara tepkisi her zamanki gibi sert oldu. Pekin yönetimi, ABD'nin bu tür faaliyetlerini "bölgesel istikrarı bozan provokasyonlar" olarak nitelendiriyor. Ancak Çin de kendi askeri varlığını artırıyor; yapay adalar üzerinde inşa ettiği askeri tesisler ve düzenli olarak yaptığı tatbikatlarla karşılık veriyor. Valiant Shield, bu iki süper güç arasındaki stratejik rekabetin bir yansıması olarak okunabilir.
Tatbikat aynı zamanda yeni nesil silah sistemlerinin test edilmesi için bir fırsat. Hipersonik füzeler, insansız hava araçları ve elektronik harp sistemleri, bu yılki tatbikatta yoğun olarak kullanılıyor. ABD Deniz Kuvvetleri'nin yeni Long Range Anti-Ship Missile (LRASM) ve Naval Strike Missile (NSM) sistemlerinin birlikte kullanılması, gemisavar yeteneklerdeki dönüşümü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar Pasifik ve Türkiye coğrafi olarak uzak olsa da, bu tür büyük tatbikatlar küresel askeri harcamalar ve tedarik zincirleri üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor. ABD'nin Pasifik'e kaydırdığı kaynaklar, Akdeniz'deki NATO varlığını azaltma potansiyeli taşıyor. Bu, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve Libya'daki varlık mücadelesi bağlamında Türkiye için stratejik bir boşluk yaratabilir. Ayrıca, ABD ve Çin arasındaki rekabet, savunma sanayiinde alternatif tedarikçi arayışlarını tetikliyor. Türkiye, bu rekabetten faydalanarak kendi savunma ihracatını artırabilir veya teknoloji transferi için yeni kapılar açabilir. Bölgesel istikrarsızlığın Türk dış politikasındaki etkileri ise dikkatle izlenmelidir.