ABD ordusu, İran'ın Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde ticari gemilere yönelik saldırılarına karşılık olarak ikinci gün üst üste hava saldırısı düzenledi. Pentagon'dan yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları'na bağlı hedeflerin vurulduğu belirtildi. Bu operasyon, bölgede haftalardır süren gerilimin ardından geldi ve taraflar arasında varılması beklenen kalıcı ateşkes umutlarına ağır bir darbe vurdu.
Gelişmenin arka planı
Saldırılar, İran'a bağlı grupların son iki hafta içinde üç ticari gemiyi hedef almasının ardından başladı. ABD Donanması, bölgedeki seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla devriyeleri artırmıştı. İlk saldırıda İran'ın askeri tesisleri ve mühimmat depoları hedef alınırken, ikinci günkü operasyonda radar sistemleri ve kıyı savunma bataryaları vuruldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonların meşru müdafaa kapsamında olduğunu ve sivil kayıpların önlenmesi için azami özen gösterildiğini duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak misilleme yapma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Tahran yönetimi, uluslararası sulardaki petrol tankerlerine yönelik saldırıların arttığı bir dönemde, ABD'nin bu adımının bölgesel istikrarı daha da zedeleyeceğini savundu. İran'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi, acil toplanan Güvenlik Konseyi'nde ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da geriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, deniz ticaret yollarının güvenliğine vurgu yaparak ABD'ye destek mesajı verirken, Rusya ve Çin itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ise tarafları diyaloğa davet etti ve petrol fiyatlarındaki olası artışa karşı uyardı. Küresel enerji piyasaları, bu çatışmanın büyümesi halinde arz güvenliğinin tehdit altında olabileceğini düşünüyor.
Uzmanlara göre, ABD'nin bu operasyonu İran'ın nükleer programına yönelik müzakereleri de olumsuz etkileyebilir. Viyana'da süren dolaylı görüşmelerin tıkanma riski artıyor. Öte yandan, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol akışını sekteye uğratabilecek bir senaryo olarak masada duruyor. Bölgedeki ABD müttefikleri, krizin yayılması durumunda Yemen ve Suriye'deki vekil güçlerin de devreye girebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını körfez ülkelerinden karşılaması nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkilenecektir. Türkiye'nin enerji ticaret yolları ve deniz güvenliği konusunda hassas olduğu biliniyor. Çatışmanın tırmanması halinde, hem İran sınırında güvenlik riski artabilir hem de enerji maliyetleri yükselebilir. Ankara, daha önceki krizlerde olduğu gibi arabuluculuk rolü üstlenebilir ve tarafları sükunete davet edebilir. Ancak bu hamle, Türkiye'nin hem Batı hem de İran ile olan ilişkilerinde denge politikasını zorlayacak bir sınav niteliği taşıyor.