Ocak ayında, 66 yaşında Robson Henry hayatını kaybetti. Muhtemelen Henry'nin adını daha önce duymadınız. Ünlü, zengin ya da güçlü biri değildi. Birçok yönden Henry, 18 yaşında ABD Ordusu'na yazılarak hizmet etmeyi seçen binlerce genç erkek ve kadından farklı değildi. Ne var ki Henry'nin ölümü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Pasifik Adalı gazilere verdiği sözü tutmadığının acı bir hatırlatıcısı oldu. Henry, ABD bayrağı altında savaşmış ancak savaştan sonra unutulmuş binlerce Pasifik Adalı gaziden sadece biriydi. Onun hikâyesi, ABD'nin bu gazilere sağlık hizmetleri, tazminat ve saygı borcunu ödemediği gerçeğini gözler önüne seriyor.
Pasifik Adalı Gazilerin Savaş Sonrası İhmal Edilmesi
Robson Henry, 1970'lerde ABD Ordusu'na katılmış, Vietnam Savaşı'nda ve daha sonra çeşitli çatışmalarda görev yapmıştı. Ancak savaştan döndüğünde karşılaştığı manzara, hizmet ettiği ülkenin kendisine ve diğer Pasifik Adalı gazilere verdiği sözleri tutmadığını gösteriyordu. ABD, Pasifik Adaları'ndan gelen askerlere savaş sonrası eğitim, sağlık ve ekonomik destek vaat etmişti, ancak bu vaatlerin çoğu yerine getirilmedi. Henry gibi gaziler, hizmetleri sırasında maruz kaldıkları sağlık sorunlarıyla mücadele ederken, ABD hükümetinden yeterli desteği alamadılar.
ABD'nin Pasifik Adalı gazilere yönelik ihmali, yıllardır devam eden bir sorun. 1940'lardan bu yana, ABD ordusunda görev yapan Pasifik Adalı askerler, özellikle Marshall Adaları, Mikronezya ve Palau gibi ülkelerden gelenler, savaş sonrası dönemde sıklıkla unutuldu. Bu gaziler, ABD vatandaşı olmadıkları için birçok sosyal hak ve yardımdan mahrum kaldı. Oysa aynı dönemde, ABD vatandaşı olan gaziler kapsamlı bir sağlık ve eğitim desteğinden yararlanabiliyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bir Güven Sorunu
Bu ihmal, yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda ABD'nin Pasifik bölgesindeki itibarını da zedeliyor. ABD, Pasifik Adaları'yla güvenlik anlaşmaları yaparken sık sık 'ortaklık' ve 'sadakat' vurgusu yapıyor, ancak bu gazilere verdiği sözleri tutmamak, bölgedeki güveni sarsıyor. Pasifik Adaları, ABD için stratejik öneme sahip; özellikle Çin'in artan etkisi karşısında bölgedeki müttefiklerine güven vermek zorunda. Ancak Pasifik Adalı gazilere yapılan bu muamele, ABD'nin vaatlerine ne kadar sadık olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Henry'nin ölümü, bu sorunun yalnızca bir sembolü. Pasifik Adalı gazilerin maruz kaldığı ihmal, sivil toplum kuruluşları tarafından sık sık gündeme getirilse de, ABD Kongresi ve yönetimi konuya yeterli ilgiyi göstermedi. Oysa bu gaziler, ABD için hayatlarını riske attılar ve karşılığında sadece unutulmayı hak etmiyorlar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD'nin müttefiklerine verdiği sözleri tutma konusundaki tutumuna dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, ABD ile karmaşık bir ittifak ilişkisine sahip ve bu tür ihmaller, ittifakın güvenilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Pasifik Adalı gazilere yapılan muamele, ABD'nin küresel taahhütlerine ne kadar bağlı olduğu sorusunu akla getiriyor. Türkiye, benzer şekilde müttefiklik bağlarına güvenerek hareket ediyor ve bu tür örnekler, bu güvenin sorgulanmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi gazilerine yönelik politikaları, bu tür ihmalleri önleme konusunda bir model olabilir.