Çin ordusuna bağlı araştırmacılar, Mart 2025'te yayınladıkları bir konsept belgede, Tayvan'ın başkenti Taipei'yi hızlı bir şekilde ele geçirmek ve kontrol altına almak için ‘toplam savaş’ doktrinini geliştirdi. Sadece kısıtlı askeri kanallarda dağıtılan bu yaklaşım, Pekin'in zaferi ‘şehrin dış yardım alma kabiliyetini bloke ederek’ elde edebileceğini savunuyor. Konsept, geleneksel askeri güç kullanımının ötesine geçerek psikolojik ve bilişsel etki operasyonlarını da savaşın merkezine yerleştiriyor.
Yeni savaş doktrini: Bilişsel etki ve abluka
Çinli askeri stratejistler tarafından hazırlanan belgeye göre, Taipei'ye yönelik operasyon üç aşamadan oluşacak. İlk aşamada, şehrin internet, telekomünikasyon ve enerji altyapısı hedef alınarak ‘bilişsel bir abluka’ oluşturulacak. Bu sayede Tayvan halkı ve askeri birimleri arasında koordinasyon engellenecek, yanlış bilgi yayılarak moral çöküntüsü yaratılacak. İkinci aşamada, liman ve havalimanlarına yönelik hassas saldırılarla dış yardımın önü kesilecek. Üçüncü aşamada ise kara birlikleri ve özel kuvvetlerle şehir hızla işgal edilecek. Belge, bu stratejinin ‘hızlı çökertme’ olarak adlandırıldığını ve Tayvan'ın askeri direniş kapasitesini minimize etmeyi hedeflediğini vurguluyor.
Çin'in bu yeni konsepti, geleneksel askeri doktrinlerden farklı olarak ‘bilişsel savaş’ kavramına ağırlık veriyor. Psikolojik operasyonlar, siber saldırılar ve medya manipülasyonu, fiziksel saldırılarla eş zamanlı olarak kullanılacak. Bu, Çin Halk Kurtuluş Ordusu'nun son yıllarda geliştirdiği ‘akıllı savaş’ konseptinin somut bir yansıması olarak görülüyor.”
Bölgesel ve küresel boyut: Tayvan Boğazı'nda tansiyon yüksek
Çin'in bu hamlesi, Tayvan Boğazı'nda artan askeri gerilimin bir parçası. Eylül 2024'te Çin, Tayvan çevresinde geniş çaplı bir tatbikat düzenlemiş, ABD ise Tayvan Boğazı'nda bir uçak gemisini konuşlandırmıştı. Washington ve Pekin arasındaki rekabet, Tayvan'ın statüsü konusunda sürekli bir kriz potansiyeli taşıyor. Çin'in bu son planı, Tayvan'ı savunmanın maliyetini artırarak ABD ve müttefiklerine caydırıcılık mesajı vermeyi amaçlıyor.
Uzmanlar, Çin'in bilişsel savaş konseptinin sadece Tayvan'a değil, diğer bölgesel ihtilaflara da uyarlanabileceğini belirtiyor. Özellikle Doğu Çin Denizi'ndeki ada anlaşmazlıkları ve Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddiaları bağlamında bu tür hibrit savaş taktiklerinin kullanılabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, Çin-Rusya arasındaki askeri iş birliğinin derinleşmesi, benzer doktrinlerin Ukrayna savaşında Rusya tarafından da kullanılabileceği endişesini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Tayvan'a yönelik resmi olarak ‘Tek Çin’ politikasını desteklemesi ve stratejik ortağı Çin ile ilişkilerini derinleştirme çabaları açısından dikkatle izlenmelidir. Ancak, Çin'in bu tür kuvvet kullanımına dayalı stratejileri, Doğu Asya'da istikrarsızlık riskini artırarak küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını etkileyebilir. Türkiye, Çin ile ticari ilişkilerini sürdürürken, Tayvan Boğazı'ndaki olası bir krizin küresel ekonomik etkilerine karşı hazırlıklı olmalı ve NATO müttefikleriyle koordinasyonu güçlendirmelidir. Ayrıca, Türk savunma sanayii, hibrit savaş konseptlerine karşı kendi bilişsel savaş kapasitelerini geliştirmeyi değerlendirebilir.