ABD yönetimi, NATO müttefiklerine Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni (UCM) dağıtma ve mahkemenin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nden çekilme çağrısı yaparak yoğun bir diplomatik baskı kampanyası başlattı. Politico'nun Perşembe günü yayımlanan haberine göre, ABD'nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker, Temmuz ayı ortasında Brüksel'de düzenlenen kapalı kapılar ardındaki bir toplantıda üye ülke temsilcilerini bu yönde adım atmaya teşvik etti. Haberde, ABD'nin müttefiklerinden UCM'yi zayıflatmak için ortak hareket etmelerini istediği belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü'nün yürürlüğe girmesiyle Lahey'de kuruldu. Mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını yargılama yetkisine sahip. ABD, o dönemde Başkan George W. Bush yönetimi altında Roma Statüsü'nü imzalamamış ve mahkemenin yargı yetkisini tanımadığını açıklamıştı. O günden bu yana Washington, UCM'ye mesafeli duruşunu korudu; ancak son yıllarda mahkemenin Afganistan, Filistin ve özellikle İsrail'e yönelik olası soruşturmaları nedeniyle gerilim arttı. 2020'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM yetkililerine yaptırım uygulayan bir kararname imzalamıştı. Joe Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırsa da ABD'nin mahkemeye yönelik temel muhalefeti sürüyor.
Politico'ya göre, Temmuz ayındaki NATO toplantısında Whitaker, UCM'nin "siyasi bir mahkeme" olduğunu ve uluslararası düzeni tehdit ettiğini savundu. Whitaker'ın müttefiklere, mahkemenin ABD askerlerini ve İsrailli yetkilileri hedef alabileceğini söylediği aktarıldı. Haberde, bazı NATO üyelerinin bu çağrıya mesafeli yaklaştığı, özellikle Avrupa ülkelerinin Roma Statüsü'ne bağlılığını sürdürdüğü belirtildi. Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin UCM'yi desteklemeye devam ettiği, ancak ABD'nin baskısından rahatsız olduğu ifade edildi.
UCM, son dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları iddiasıyla soruşturma başlatmış, ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında Ukrayna'daki savaş nedeniyle tutuklama emri çıkarmıştı. Bu adımlar, ABD'nin mahkemeye yönelik eleştirilerini artırmasında etkili oldu. Washington, özellikle İsrail'e yönelik soruşturmaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin NATO müttefiklerine yönelik bu baskısı, ittifak içinde yeni bir çatlak yaratma potansiyeli taşıyor. NATO'nun temel görevi kolektif savunma olsa da, üyeler arasında hukuk ve insan hakları konularında görüş ayrılıkları bulunuyor. Avrupa Birliği ülkelerinin büyük çoğunluğu Roma Statüsü'ne taraf ve UCM'yi uluslararası hukukun temel taşı olarak görüyor. ABD'nin talebi, Avrupa başkentlerinde "uluslararası hukuku zayıflatma girişimi" olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, UCM'nin meşruiyeti zaten tartışmalı. ABD, Çin, Rusya, Hindistan ve İsrail gibi önemli aktörler mahkemeye taraf değil. Mahkemenin etkinliği, büyük güçlerin desteğini alamaması nedeniyle sınırlı. ABD'nin NATO üzerinden yürüttüğü kampanya, UCM'yi iyice köşeye sıkıştırabilir ve uluslararası adalet sistemine olan güveni sarsabilir. Ayrıca, bu hamle, Batı ittifakı içinde "çifte standart" eleştirilerini artırabilir; zira ABD, Ukrayna savaşında Rusya'ya karşı UCM'nin tutuklama emrini desteklerken, İsrail'e yönelik soruşturmalara karşı çıkıyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu girişiminin başarıya ulaşmasının zor olduğunu, çünkü Roma Statüsü'nden çekilmenin her ülkenin kendi parlamenter sürecini gerektirdiğini ve Avrupa kamuoyunun büyük ölçüde UCM'yi desteklediğini belirtiyor. Yine de ABD'nin diplomatik baskısı, mahkemenin operasyonel kapasitesini ve uluslararası meşruiyetini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Roma Statüsü'ne taraf olmamakla birlikte, UCM'nin çalışmalarını yakından takip ediyor. Son yıllarda İsrail'in Gazze'deki eylemleri nedeniyle UCM'nin soruşturma başlatması, Ankara'nın uluslararası adalet mekanizmalarına olan ilgisini artırdı. ABD'nin NATO üzerinden UCM'yi dağıtma çabası, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Batı ittifakındaki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, NATO'da ABD ile birlikte hareket ederken, aynı zamanda Filistin davasını destekliyor ve UCM'nin İsrail'e yönelik soruşturmalarını memnuniyetle karşılıyor. Bu nedenle ABD'nin baskısı, Ankara'yı zor bir denge siyasetine itebilir. Ayrıca, UCM'nin zayıflaması, uluslararası hukukta alternatif arayışlarını gündeme getirebilir ve Türkiye'nin bölgesel adalet taleplerini olumsuz etkileyebilir.