ABD Senatosu'nda Demokratlar, Ulusal Park Servisi'ne (NPS) ait giriş ücretlerinin Başkan Donald Trump'ın 'gösteriş projeleri' olarak nitelendirilen kişisel girişimlerine yönlendirildiğini öne sürerek resmi bir soruşturma başlattı. Kaliforniya Senatörü Adam Schiff, çarşamba günü yaptığı açıklamada, ziyaretçilerden toplanan paraların NPS bütçesinde olması gerekirken, Trump yönetimi tarafından başka amaçlarla kullanıldığını belirtti. Schiff ve beraberindeki bir grup senatör, İçişleri Bakanı Doug Burgum'a yazdıkları mektupta, bu fonların nereye harcandığına dair ayrıntılı bilgi talep etti.
Gelişmenin arka planı
ABD'de milli parklara giriş ücretleri, yıllık yaklaşık 200 milyon doları bulan bir gelir kaynağı oluşturuyor. Bu fonların, yasal düzenlemelere göre parkların bakımı, altyapı iyileştirmeleri ve çevre koruma çalışmaları gibi doğrudan NPS'nin ihtiyaçlarına harcanması gerekiyor. Ancak Schiff'in mektubunda, Trump yönetiminin bu paraları, başkanın kendi adını taşıyan projelere ve siyasi amaçlı etkinliklere aktardığı iddia ediliyor. Özellikle, Trump'ın Mar-a-Lago tatil köyü ve diğer mülklerinde yapılan resmi toplantılar için bu fonların kullanıldığı öne sürülüyor.
Demokrat senatörler, bu uygulamanın hem yasadışı olduğunu hem de kamu güvenini zedelediğini vurguluyor. Schiff, konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'na bir dizi soru yöneltti: "Park ziyaretçilerinden alınan her bir doların nereye gittiğini bilmek istiyoruz. Bu para, Amerikan halkının doğal mirasını korumak için toplanıyor, başkanın kişisel prestij projelerini finanse etmek için değil." Mektupta ayrıca, Trump döneminde NPS bütçesinde yapılan kesintilere de dikkat çekilerek, parkların bakımında 11 milyar dolarlık bir birikmiş ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu tartışma, federal kaynakların başkanlık yetkileriyle kişisel amaçlar için kullanılmasına yönelik daha geniş bir endişeyi yansıtıyor. ABD'de kamu fonlarının kötüye kullanımı, Anayasa'nın 'tahsis maddesi' olarak bilinen hükmüne aykırı kabul ediliyor. Trump yönetimi daha önce de benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı; örneğin, 2020'de Beyaz Saray'ın yenilenmesi için Savunma Bakanlığı bütçesinden 200 milyon doların başka amaçlarla kullanıldığı iddia edilmişti. Küresel ölçekte ise bu durum, ABD'nin kurumsal şeffaflık ve hukukun üstünlüğü konusundaki itibarını zedeliyor. Diğer ülkelerdeki benzer uygulamalarla karşılaştırıldığında, milli park fonlarının kişisel projelere aktarılması, çevre koruma ve kamu yönetimi alanında endişe yaratıyor.
Milli parklar, ABD'nin en önemli turizm ve doğa koruma alanları arasında yer alıyor. Yılda 300 milyondan fazla ziyaretçi çeken bu parklar, yerel ekonomilere de büyük katkı sağlıyor. Fonların başka yere yönlendirilmesi, hem parkların bakımını aksatıyor hem de ziyaretçi deneyimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle konu, çevreci gruplar ve turizm sektörü temsilcileri tarafından da yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, kamu kaynaklarının şeffaflığı ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından evrensel bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de de milli parkların ve doğal alanların yönetimi benzer tartışmalara konu olabiliyor; örneğin, bazı bölgelerde turizm yatırımları çevre koruma önceliklerinin önüne geçebiliyor. ABD'deki bu soruşturma, kamuoyunun fonların izlenebilirliği konusunda daha duyarlı olması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde, bu tür yolsuzluk iddiaları genellikle iç siyasi tartışmalar olarak kalsa da, uluslararası itibar yönetimi açısından dikkate alınması gereken bir örnek teşkil ediyor.