ABD'li yetkililer, Washington'un İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki işgal bölgelerinden çekilme sürecine doğrudan rehberlik edeceğini ve ardından bölgede kalıcı bir barış anlaşması için yeni müzakerelere liderlik edeceğini açıkladı. İlk aşamada birkaç gün içinde başlaması beklenen çekilme, İsrail ile Lübnan arasında yıllardır süren gerginliğin sona erdirilmesi yönünde atılmış en somut adım olarak değerlendiriliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey kaynakların verdiği bilgiye göre, Amerikan askeri danışmanları ve diplomatlar, İsrail'in Lübnan topraklarındaki mevzilerinden geri çekilmesini koordine edecek bir ortak komite kuracak.
Çekilme Süreci ve Arka Planı
Çekilme planı, İsrail ile Lübnan arasında 2006 yılında yaşanan savaşın ardından BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararıyla belirlenen sınır çizgisine dönüşü hedefliyor. İsrail, özellikle Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyinde güç kazanmasından endişe ederek bazı stratejik noktalarda varlığını sürdürmüştü. ABD, bu çekilmenin İsrail'in güvenlik kaygılarını giderecek şekilde, aşamalı ve koordineli olarak gerçekleşmesini sağlayacak. İlk etapta, Şeba Çiftlikleri denilen tartışmalı bölgenin bazı kısımları ile sınır hattındaki diğer mevzilerden çekilme öngörülüyor.
Yetkililer, çekilmenin ardından Lübnan ordusunun bölgeye konuşlandırılması ve BM Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) denetiminde bir güvenlik kuşağı oluşturulmasının planlandığını belirtti. Washington'un bu süreci yakından takip edeceği ve İsrail'in güvenliğini garanti altına alacak mekanizmalar üzerinde çalışacağı kaydedildi. Ayrıca, ABD'nin Lübnan hükümetiyle de doğrudan temas halinde olduğu ve ülkenin egemenliğinin güçlendirilmesini desteklediği ifade edildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bu hamlesi, İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlama ve İsrail-Lübnan sınırında kalıcı bir istikrar sağlama stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Çekilme süreci, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler tarafından da destekleniyor. Ancak Hizbullah, çekilme sonrasında elindeki silahları bırakmayacağını ve İsrail'le herhangi bir doğrudan müzakereye yanaşmayacağını sinyalini verdi. ABD'nin yeni müzakereleri, Lübnan'ın siyasi krizine de çözüm bulmayı hedefleyebilir; ülkede cumhurbaşkanlığı seçimi ve hükümet kurma süreci tıkanmış durumda. Bölgesel jeopolitik dengeler açısından, bu adımın başarılı olması halinde, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecine ivme kazandırması bekleniyor. Öte yandan, çekilmenin başarısız olması durumunda yeni bir çatışma riski de bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği sürdürürken, bölgede İran etkisinin azalması Ankara'nın çıkarına olabilir. Aynı zamanda, İsrail-Lübnan arasında kalıcı barış, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve istikrarı da olumlu etkileyebilir. Ancak ABD'nin süreçte başat rol üstlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanını daraltabilir. Ankara, BM ve diğer uluslararası platformlarda süreci yakından izlemeli ve kendi çıkarlarını koruyacak diplomatik girişimlerde bulunmalıdır. Kısacası, bu adım Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır.