ABD Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'de işlenen Henry Nowak cinayetiyle ilgili olarak Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan'ı hedef alan bir dizi tweet attı. Beklenmedik ve sert üsluptaki bu müdahale, Washington ile Londra arasında diplomatik bir krize yol açtı. Bakanlık, Khan'ı cinayet soruşturmasını 'politize etmekle' suçlarken, İngiliz hükümeti 'kabul edilemez' ifadesini kullandı. Analistlere göre bu hamle, eski Başkan Donald Trump'ın Khan ile olan kişisel husumetinin bir yansıması.
Nowak cinayeti ve ABD'nin tepkisi
Henry Nowak, geçen hafta Londra'da bıçaklanarak öldürüldü. 32 yaşındaki Amerikalı turistin ölümü ABD'de geniş yankı uyandırdı. Olayın ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan'ın şehirdeki şiddetle başa çıkamadığını' belirten bir tweet yayımladı. Khan'a yönelik sert eleştiriler, 'Yetersiz güvenlik önlemleri' başlığı altında toplandı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise 'ABD'li yetkililerin iç işlerimize saygı duymasını bekliyoruz' diyerek tepki gösterdi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu müdahalesi, iki ülke arasındaki 'özel ilişkiyi' zor durumda bıraktı. Trump'ın başkanlığı döneminde sık sık Khan'ı eleştirdiği biliniyor. Trump, 2017 Londra Köprüsü saldırısının ardından Khan'ı 'etkisiz' olmakla suçlamıştı. Bu yeni olay, Trump'ın siyasi etkisinin hala sürdüğünü gösteriyor. Uzmanlar, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın normalde tarafsız olması gereken bir cinayet soruşturmasında bu kadar agresif bir tutum almasının diplomatik teamüllere aykırı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bir NATO müttefikinin içişlerine bu şekilde müdahale etmesi, Türkiye için de emsal teşkil edebilir. ABD'nin zaman zaman Türkiye'ye yönelik benzer diplomatik müdahaleleri olmuştur. Bu olay, ABD'nin kendi çıkarları doğrultusunda müttefiklerine karşı sert söylem kullanmaktan çekinmediğini göstermektedir. Türkiye, benzer durumlarda diplomatik kanalları kullanarak egemenlik haklarını koruma refleksi geliştirmelidir. Ayrıca, Trump'ın kişisel husumetlerinin dış politikaya yansıması, uluslararası sistemde bireysel ilişkilerin ne kadar belirleyici olabileceğini ortaya koyuyor.