ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İran ile varılan nükleer anlaşmanın Lübnan'ı kapsamadığını açıkladı. Middle East Eye'ın haberine göre, ismi açıklanmayan yetkili, anlaşmanın yalnızca İran'ın nükleer programına odaklandığını ve Lübnan'daki Hizbullah gibi vekil güçleri kapsamadığını vurguladı. Bu açıklama, ABD'nin İran ile dolaylı müzakerelerinin devam ettiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile Batılı ülkeler arasında 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşma, 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkmıştı. Joe Biden yönetimi, anlaşmayı yeniden canlandırmak için müzakerelere başladı ancak süreç henüz sonuçlanmadı. Yetkilinin açıklaması, özellikle Lübnan'daki Hizbullah'ın İran'ın bölgesel etkisinin bir parçası olarak görülmesi nedeniyle dikkat çekti. Hizbullah, ABD tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılıyor ve İran'dan önemli ölçüde mali ve askeri destek alıyor.
Yetkili, anlaşmanın kapsamının dar olduğunu ve yalnızca nükleer konuları içerdiğini yinelerken, 'Anlaşma, İran'ın bölgesel faaliyetlerini veya vekil güçlerini kapsamıyor' ifadelerini kullandı. Bu durum, İran'ın nükleer faaliyetlerine kısıtlama getirilirken bölgesel nüfuzunun devam edebileceği anlamına geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu açıklama, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin endişelerini artırabilir. İsrail, İran'ın nükleer anlaşma sayesinde elde edeceği mali kaynakları bölgesel faaliyetlerine yönlendirebileceğini savunuyor. Suudi Arabistan da benzer kaygılar taşırken, Yemen'de Husilere verdiği destekle İran'ın etkisini genişlettiğine dikkat çekiyor.
ABD'nin bu tutumu, İran ile yapılacak olası bir anlaşmanın bölgesel güvenlik dinamiklerini nasıl etkileyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlar, anlaşmanın başarılı olması durumunda bile İran'ın bölgesel faaliyetlerinin devam edeceğini, bunun da Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'deki istikrarsızlığı sürdüreceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli. İran'ın nükleer anlaşmasının nükleer boyutla sınırlı kalması, Ankara'nın Tahran'la enerji ve ticaret alanındaki iş birliğini olumlu yönde etkileyebilir. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun devam etmesi, özellikle Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla zaman zaman çatışabiliyor. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının sürmesi, Türkiye'nin İran ile olan ticaretini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu dengede hem enerji ihtiyacını hem de güvenlik kaygılarını gözetmek zorunda.