ABD yönetimi, Küba'nın devlet petrol şirketi Union Cuba-Petroleo'ya (CUPET) yaptırım uyguladı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı açıklamada şirketin ABD'ye ait kaynakları 'yasa dışı şekilde kamulaştırdığını' belirterek, bu adımın Küba hükümetine karşı atılan en sert ekonomik tedbirlerden biri olduğunu vurguladı. Yaptırım kararı, ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosunun daha da sıkılaştırılması anlamına geliyor. CUPET, ülkenin en büyük devlet kuruluşlarından biri olup, petrol arama, rafineri ve dağıtım faaliyetlerini yürütüyor.
Yaptırımın arka planı ve detayları
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Union Cuba-Petroleo, ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargonun ihlali kapsamında değerlendiriliyor. Rubio, yaptırımın gerekçesini şöyle açıkladı: 'CUPET, Küba rejiminin ABD vatandaşlarına ait mülkleri yasa dışı bir şekilde ele geçirmesine aracılık etmiştir. Bu şirket, Castro rejiminin ekonomik gelir kaynaklarından biridir ve yaptırımlar, bu kaynağın kesilmesini hedeflemektedir.'
Yaptırım kapsamında CUPET'in ABD'deki tüm mal varlıkları dondurulacak, Amerikan şirketleri ve vatandaşlarının bu şirketle her türlü ticari ilişki kurması yasaklanacak. Ayrıca, CUPET ile iş yapan üçüncü ülke şirketleri de yaptırım riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu adım, özellikle Küba'da petrol arama faaliyetleri yürüten Meksika, Rusya ve Çin gibi ülkelerin enerji şirketlerini etkileyebilir.
Uzmanlar, yaptırımın Küba ekonomisi üzerinde ciddi etkiler yaratacağını belirtiyor. CUPET, ülkenin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamakla birlikte, Venezuela'dan indirimli petrol ithalatına bağımlı durumda. ABD'nin bu yaptırımı, Küba'nın Venezuela ile olan enerji ilişkisini de dolaylı olarak hedef alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu hamlesi, Latin Amerika'da sol eğilimli hükümetlere karşı sert tutumun bir parçası olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi döneminde Küba'ya yönelik yaptırımlar önemli ölçüde artırılmıştı. Marco Rubio, Küba kökenli bir siyasetçi olarak Küba'ya karşı sert çizgisiyle tanınıyor. Rubio'nun Dışişleri Bakanı olarak bu adımı atması, ABD'nin Küba politikasında geri dönüş olmadığının sinyalini veriyor.
Küba hükümeti ise yaptırımı kınayarak, 'emperyalist bir saldırı' olarak nitelendirdi. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD'nin 'Küba halkını açlığa mahkum etmeye çalıştığını' söyledi. Öte yandan, uluslararası toplumun tepkisi bölünmüş durumda. Avrupa Birliği, ABD'nin Küba'ya yönelik yaptırımlarını genellikle eleştirirken, bu adımın ardından henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak sıcak ilişkilere sahip olmasa da son yıllarda Latin Amerika'ya yönelik dış politika açılımı kapsamında bölgeyle ekonomik ve diplomatik bağlarını güçlendirmeye çalışmaktadır. ABD'nin CUPET'e uyguladığı yaptırım, Türk şirketlerinin Küba'daki enerji ve altyapı projelerine katılımını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin, ABD yaptırımlarına karşı hassasiyeti göz önüne alındığında, Küba ile ticari ilişkilerini geliştirirken bu tür yaptırımları dikkate alması gerekecektir. Ayrıca, Türkiye'nin Venezuela ile yakın ilişkileri, Küba-Venezuela enerji bağının hedef alınması nedeniyle bölgesel bir denklemde Türkiye'yi de ilgilendirebilir.