ABD Kongresi, İsrail'in savaş makinesini Amerikan askeri sistemine kalıcı olarak entegre edecek bir yasa maddesini sessizce ilerletiyor. Söz konusu düzenleme, Tel Aviv yönetiminin küresel çapta giderek yalnızlaştığı bir dönemde Washington'u İsrail'in gelecekteki savaşlarına otomatik olarak angaje edecek bir mekanizma yaratması nedeniyle ciddi endişelere yol açıyor. Temsilciler Meclisi'nden geçen 2027 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) tasarısının ilgili maddesi, İsrail'i ABD'nin savunma tedarik zincirine ve ortak silah stoklama sistemine dâhil ediyor.
Entegrasyonun arka planı: Yeni bir askeri ortaklık modeli
Tasarının 2912 sayılı bölümü, İsrail'in ABD'nin Ukrayna için oluşturduğu Güvenlik Yardımı Yönetim Sistemi benzeri bir yapıya dâhil edilmesini öngörüyor. Bu düzenleme ile İsrail, Amerikan askeri teçhizatının doğrudan tedariki, ortak lojistik yedek parça stoklama ve mühimmat paylaşımı gibi alanlarda ayrıcalıklı bir ortak statüsü kazanıyor. Ancak eleştirmenlere göre bu, ABD'nin İsrail'in saldırı operasyonlarına önceden onay vermeksizin lojistik ve istihbari destek sağlaması anlamına geliyor. Özellikle İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri harekatları ve Batı Şeria'daki genişleme politikaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin inceleme altına aldığı bir dönemde, bu entegrasyon ABD'yi uluslararası hukuki sorumluluk riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Tasarının mimarlarından Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers, düzenlemeyi “stratejik ortaklığın doğal bir ilerlemesi” olarak tanımlarken, Demokrat Parti'nin ilerici kanadı bu adımın ABD'nin bağımsız dış politika yapma kabiliyetini zedeleyeceğini savunuyor. Tasarının Senato versiyonunda da benzer bir maddenin bulunması halinde, yasanın 2025 sonunda yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran eksenine karşı yeni bir cephe mi?
Düzenleme, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını yeniden yapılandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Pentagon'un resmi olmayan hesaplamalarına göre, bu entegrasyon sayesinde İsrail'e yıllık 3.8 milyar dolarlık askeri yardımın ötesinde, kriz anlarında acil mühimmat ve yedek parça aktarımı için ayrı bir fon mekanizması kurulacak. Bu durum, İran ve müttefiklerine karşı “önleyici savaş” kapasitesini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak bölge ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu hamlenin İsrail'in Filistin politikalarına ABD'nin açık desteği olarak algılanacağını ve normalleşme süreçlerini sekteye uğratacağını belirtiyor. Avrupa Birliği'nden ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken, diplomatik kaynaklar bunun ABD-AB ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki güvenlik dengelerini doğrudan etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. ABD'nin İsrail ile askeri entegrasyonu derinleştirmesi, Ankara'nın özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Kıbrıs meselesi bağlamında dengeleri yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Türkiye, uzun süredir ABD'nin bölgedeki tek taraflı hamlelerini eleştirirken, bu düzenleme ile İsrail'in elinin güçlenmesi Ankara'nın elini zorlaştırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi savunma sanayii atılımları (Bayraktar, ANKA, SİHA'lar vb.) ve alternatif ittifak arayışları (Rusya ile S-400 anlaşması, Orta Asya'daki askeri işbirlikleri) bu tür bir entegrasyona karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Ancak Türkiye'nin NATO içindeki konumu gereği, bu tip düzenlemelerin Ankara'nın ittifak içi pozisyonunu ve Doğu Akdeniz'deki hareket alanını daraltma potansiyeli bulunuyor.