ABD Temsilciler Meclisi, Salı günü yaptığı oylamayla hükümetin faaliyetlerini 11 Aralık'a kadar sürdürecek geçici bütçe yasasını (continuing resolution) kabul etti. Böylece 8 Kasım'daki kritik ara seçimler öncesinde yaşanabilecek politik riskli bir kapanışın önüne geçildi. Meclisteki oylamada 370 lehte, 48 aleyhte oy kullanıldı. Yasa, Başkan Donald Trump'ın imzasına gönderildi. Senato'nun da geçen hafta onayladığı yasa, federal kurumların finansmanını sağlayarak yaklaşık 2 milyon federal çalışanın mağduriyetini engelledi.
Geçici Bütçenin Kapsamı ve Siyasi Boyutu
Geçici harcama yasası, hükümetin 1 Ekim'de başlayan mali yıl bütçesinin tamamlanamaması nedeniyle devreye alındı. Kongre, 2019 mali yılı bütçesini henüz onaylamış değil. Bu nedenle mevcut harcama seviyelerini koruyan geçici yasa, federal kurumların kapanmasını engelledi. Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan, oylama öncesi yaptığı açıklamada, 'Bu yasa, hükümetin açık kalmasını sağlıyor ve seçimlerin hemen öncesinde kaosa yol açmayacak' dedi. Ancak Demokratlar, göçmenlik politikası ve sınır duvarı gibi konularda Cumhuriyetçilerle anlaşmazlık yaşıyor. Demokrat lider Nancy Pelosi, 'Bu geçici çözüm, kalıcı sorunları göz ardı ediyor. Halkın ihtiyaçlarına öncelik verilmiyor' ifadelerini kullandı.
Yasa, afet yardım fonlarına 17 milyar dolar ek kaynak sağlarken, opioid krizine karşı mücadele için de ek fon içeriyor. Ayrıca, Tarım Bakanlığı'nın bazı programları 2019 yılı sonuna kadar finanse edildi. Ancak bu geçici çözüm, Kongre'nin yıl sonuna kadar kapsamlı bir bütçe anlaşması yapması gerektiği anlamına geliyor. Aksi takdirde 11 Aralık'ta yeniden bir kapanış riski gündeme gelecek. Siyasi analistlere göre, seçim sonrası oluşacak yeni Kongre'de bütçe müzakereleri daha da zorlu geçebilir. Cumhuriyetçilerin iki kanadı arasındaki görüş ayrılıkları ve Demokratların artan gücü, uzlaşıyı zorlaştıracak gibi görünüyor.
Seçimler Üzerindeki Etkisi ve Kamuoyu
Geçici bütçenin kabul edilmesi, seçim kampanyalarının son haftasında hükümet kapanışı gibi bir istikrarsızlık görüntüsünün ortaya çıkmasını engelledi. Hükümet kapanışı, federal çalışanların izne çıkarılmasına, kamu hizmetlerinin aksamasına ve ekonomik belirsizliğe yol açabiliyor. Son kapanış, 2013 yılında 16 gün sürmüş ve ülkeye yaklaşık 24 milyar dolara mal olmuştu. Anketler, Amerikalıların büyük çoğunluğunun hükümet kapanışına karşı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle her iki parti de bu riski göze almak istemiyor. Uzmanlar, seçim öncesi kapanışın Cumhuriyetçiler için seçim kaybına yol açabilecek bir faktör olabileceğini belirtiyor. Başkan Trump'ın göçmenlik politikalarına ve sınır duvarına ilişkin söylemleri, kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor.
Öte yandan, bu geçici yasanın kabulü, Kongre'nin yasama faaliyetlerinin seçim nedeniyle sekteye uğradığı bir dönemde bi-partizan bir uzlaşı örneği olarak değerlendiriliyor. Ancak bu uzlaşının kalıcı olup olmayacağı belirsiz. Temsilciler Meclisi'nde 48 'hayır' oyu veren isimlerin çoğunluğu muhafazakar Cumhuriyetçilerdi. Onlar, harcamaların artırılmasını ve göçmenlik politikasında daha sert önlemler alınmamasını eleştirdi. Senato'da ise geçen hafta yapılan oylamada 100 senatörden 93'ü yasaya destek vermişti. Bu geniş destek, seçim öncesi her iki partinin de kapanış istemediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de hükümetin kapanmaması, küresel piyasalarda istikrar açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Özellikle Türkiye gibi ABD ile ekonomik ilişkileri bulunan ülkeler için, ABD'nin iç siyasi istikrarı önem taşıyor. Hükümet kapanışı, doların değerini etkileyebilir ve küresel yatırımcı güvenini sarsabilir. Bu da Türk Lirası üzerinde dolaylı baskı yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi gündeminin yoğunluğu, dış politika önceliklerinin ikinci plana atılmasına neden olabilir. Türkiye-ABD ilişkileri, S-400 hava savunma sistemi krizi ve Rahip Brunson davası gibi gerginliklerle seyrederken, ABD'nin bütçe kriziyle boğuşması, iki ülke arasındaki diyaloğu olumsuz etkileyebilir. Geçici bütçenin yıl sonuna kadar geçerli olması, Kongre'nin asıl dış politika konularına odaklanmasını geciktirebilir. Bu durum, Türkiye'nin tezlerini anlatma ve müzakere alanı bulma fırsatlarını kısıtlıyor. Önümüzdeki dönemde ABD'nin iç siyasetindeki dengeler, Türkiye ile ilişkilerin seyrini belirleyecek önemli bir faktör olmaya devam edecek.