Washington'daki yaz tatilinin ardından ABD Kongresi, Eylül ayında yoğun bir savunma gündemiyle toplanmaya hazırlanıyor. Temsilciler Meclisi ve Senato'yu bekleyen en kritik başlıklar arasında 2025 mali yılı savunma bütçesinin onaylanması, Ulusal Savunma Yetki Yasası'nın (NDAA) geçirilmesi ve artan küresel tehditler karşısında askeri modernizasyon programlarının finanse edilmesi yer alıyor. Yasama sürecinin, hükümetin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde tamamlanması gerekiyor; bu da bütçe müzakerelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Bütçe ve Yetki Yasası: Kritik Eşik
ABD'de federal hükümetin mali yılı 1 Ekim'de başlıyor. Bu nedenle Kongre'nin Eylül ayında 2025 mali yılı bütçesini onaylaması ya da geçici bir harcama kararı çıkarması gerekiyor. Aksi takdirde hükümet kısmi olarak kapanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Savunma bakanlığı yetkilileri, bütçe belirsizliğinin ulusal güvenliği tehdit ettiğini belirterek Kongre'ye zamanında karar çağrısı yapıyor.
Savunma bütçesinin yanı sıra, her yıl çıkarılan Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) da Eylül ayında ele alınacak. NDAA, askeri harcamaların yönünü belirleyen kapsamlı bir yasa olarak biliniyor. Bu yılki yasa tasarısında, Pasifik'te Çin'e karşı caydırıcılığın artırılması, Avrupa'da Rusya tehdidine karşı NATO'nun güçlendirilmesi ve yeni nesil silah sistemlerine yatırım yapılması öncelikli konular arasında. Özellikle nükleer modernizasyon programları ve hipersonik silah geliştirme projeleri, Kongre üyeleri arasında tartışmalara neden oluyor.
Ancak bütçe görüşmeleri, Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi çoğunluğun kendi içindeki ideolojik bölünmeler nedeniyle tıkanma riski taşıyor. Aşırı muhafazakar kanat, harcama kesintileri ve sınır güvenliği gibi konularda taviz vermeye yanaşmıyor. Bu durum, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve üst düzey askeri yetkilileri endişelendiriyor; çünkü uzun süreli bir bütçe krizi, askeri operasyonları ve tedarik zincirini olumsuz etkileyebilir.
Öncelikler ve Stratejik Yönelim
Savunma bütçesindeki öncelikler, ABD'nin jeopolitik önceliklerini yansıtıyor. Pentagon'un 2025 bütçe teklifi, 895 milyar dolarlık devasa bir harcama öngörüyor. Bu bütçenin önemli bir kısmı, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'in askeri yığınak yapmasına karşılık olarak deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesine ayrılacak. Ayrıca, Ukrayna'ya askeri desteğin sürdürülmesi ve İsrail'in güvenliğinin sağlanması da bütçe görüşmelerinde belirleyici olacak.
ABD Savunma Bakanlığı, aynı zamanda siber güvenlik ve uzay savaşı kapasitelerini de artırmayı hedefliyor. Son yıllarda yaşanan siber saldırılar ve uzay alanındaki rekabet, bu alanlara yönelik yatırımların artırılmasını zorunlu kılıyor. Kongre'deki bazı üyeler, bu tür yeni nesil tehditlere karşı daha fazla kaynak ayrılması için baskı yaparken, diğerleri mevcut sistemlerin bakım ve onarım maliyetlerine dikkat çekiyor.
Küresel savunma harcamalarındaki artış eğilimi, ABD'nin müttefiklerini de etkiliyor. NATO ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılasının en az yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdü, Avrupa'daki savunma bütçelerinin büyümesine yol açtı. ABD Kongresi'ndeki bazı yasa yapıcılar, müttefiklerin bu taahhüdü yerine getirmesini yakından izliyor ve bu durumun transatlantik güvenlik bağlarını güçlendirdiğini savunuyor.
Öte yandan, savunma harcamalarına ayrılan devasa kaynakların ülke içinde başka alanlardan kısılmasına neden olabileceği eleştirisi de gündemde. Eğitim, sağlık ve altyapı gibi sosyal harcamaların savunma bütçesinin gölgesinde kaldığı yönündeki tartışmalar, özellikle Demokrat Parti'nin ilerici kanadı tarafından dile getiriliyor. Bu nedenle, Eylül ayındaki bütçe görüşmeleri yalnızca savunma politikalarını değil, aynı zamanda ABD'nin iç önceliklerini de belirleyecek.
Bölgesel ve küresel etkiler
ABD'nin savunma harcamalarındaki gelişmeler, dünya genelinde güvenlik dengelerini yakından ilgilendiriyor. Avrupa'da süregelen Ukrayna-Rusya savaşı, ABD'nin askeri desteğinin kesintisiz sürmesini gerektiriyor. Kongre'de uzun süren bütçe müzakereleri, Ukrayna'ya yapılan askeri yardım paketlerinin zamanında onaylanmasını geciktirebilir ve bu durum savaşın seyrini etkileyebilir.
Hint-Pasifik bölgesinde ise ABD'nin askeri varlığını artırma planları, Çin ile rekabeti daha da derinleştirebilir. Tayvan'a yönelik artan tehditler ve Güney Çin Denizi'ndeki gerginlikler, bölgedeki ülkelerin savunma politikalarını da şekillendiriyor. ABD'nin bu bölgeye yönelik kararlılığı, müttefiklerine güven verirken, Çin'in tepkisini de çekebilir.
Orta Doğu'da İsrail'in güvenliği ve İran'ın nükleer programı, ABD Kongresi'nin öncelikleri arasında olmaya devam ediyor. Kongre'de İsrail'e ek askeri yardım sağlanmasına yönelik güçlü bir destek bulunuyor. Ancak bu destek, bazı üyelerin insan hakları kaygılarıyla dengelenmeye çalışılıyor. Bölgedeki dengelerin hassas olduğu bir dönemde, ABD'nin savunma politikalarının yakından takip edilmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Kongresi'nin savunma bütçesi görüşmeleri, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bazı maddeleri de içeriyor. F-35 savaş uçağı programından çıkarılan Türkiye'nin, F-16 tedariki konusundaki süreci ve CAATSA yaptırımları, Kongre'deki bazı üyelerin gündeminde. Bütçe görüşmeleri sırasında Türkiye'ye yapılacak silah satışlarında yeni kısıtlamalar veya şartlar gündeme gelebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Ege'deki güvenlik dinamikleri, ABD'nin Yunanistan ile askeri iş birliğini artırması, Türkiye ile ilişkilerdeki dengeyi etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, Kongre'deki gelişmeleri yakından izliyor ve kilit isimlerle temas halinde. Türkiye'nin NATO'daki stratejik konumu, bütçe görüşmelerinde ABD'nin Türkiye ile iş birliğine verdiği önemi artırabilir, ancak bu durum kongre içindeki Türkiye karşıtı havanın etkisini azaltmayabilir.