ABD, 2025 yılında küresel karbon dioksit emisyonlarındaki artışın yaklaşık üçte birinden sorumlu oldu. Yeni bir rapora göre, Amerikan enerji şirketlerinin kömür santrallerine yeniden yönelmesi, emisyonlardaki bu sert yükselişin temel nedeni olarak öne çıkıyor. 2024'e kıyasla ABD kaynaklı emisyonların %4,5 arttığı, küresel toplam artışın ise %1,8 seviyesinde gerçekleştiği belirtiliyor. Bu veriler, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşma çabalarının önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
Kömürden dönüşün ekonomik ve politik nedenleri
Raporu hazırlayan Küresel Karbon Projesi'ne göre, ABD'deki kömür kullanımındaki artışın başlıca nedeni, doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş ve soğuk hava koşulları oldu. Özellikle Orta Batı ve Güney eyaletlerindeki elektrik şirketleri, maliyet avantajı nedeniyle kömür santrallerini yeniden devreye aldı. 2025'in ilk çeyreğinde kömürden elektrik üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 arttı. Bu durum, Biden yönetiminin 2030'a kadar emisyonları %50 azaltma hedefiyle taban tabana zıt. Uzmanlar, mevcut eğilimin sürmesi halinde ABD'nin iklim taahhütlerini tutturamayacağı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Çin ve Hindistan da emisyon artışında önemli paya sahip. Ancak raporda dikkat çeken nokta, ABD'nin gelişmiş bir ekonomi olmasına rağmen fosil yakıtlara dönüşün hızlanması. Avrupa Birliği ise emisyonlarını 2025'te %2,5 azaltmayı başardı. AB'nin başarısı, yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarına bağlanıyor.
Küresel iklim hedefleri tehlikede
Kömüre dönüş, yalnızca ABD için değil, küresel iklim mücadelesi açısından da olumsuz bir sinyal. IPCC'nin son raporu, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırmak için 2030'a kadar emisyonların %45 azaltılması gerektiğini vurguluyor. Oysa 2025 verileri, bu hedefe ulaşmanın giderek zorlaştığını gösteriyor. Enerji uzmanı Dr. Sarah Johnson, "ABD'nin bu adımı, diğer ülkelere de kömüre dönüş için bir mazeret sunuyor. Bu, küresel bir domino etkisi yaratabilir" dedi.
Raporda ayrıca, yenilenebilir enerji kapasitesinin 2025'te rekor seviyeye ulaşmasına rağmen, fosil yakıt tüketiminin daha hızlı arttığı belirtiliyor. Güneş ve rüzgar enerjisindeki büyüme, kömür ve doğal gaz kullanımındaki artışı dengeleyemiyor. Bu durum, enerji dönüşümünün hızlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal kaynaklarla karşılıyor ve kömür, elektrik üretiminde hâlâ %30'un üzerinde paya sahip. ABD'nin kömüre dönüşü, küresel karbon fiyatlandırma mekanizmalarının (örneğin AB Sınırda Karbon Düzenlemesi) daha sıkı uygulanmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin ihracatında maliyet artışı riski taşıyor. Öte yandan, Türkiye yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmış durumda; bu eğilim, küresel emisyon baskısıyla daha da güçlenebilir. Ancak ABD'nin olumsuz örneği, fosil yakıtlardan çıkışın küresel bir mutabakat gerektirdiğini ve Türkiye gibi ülkelerin bu dönüşümde yalnız bırakılmaması gerektiğini gösteriyor.