Birleşmiş Milletler verilerine göre, ABD ve diğer ülkelerin yaptığı yardım kesintileri küresel HIV önleme çabalarını ciddi şekilde etkiledi. 62 ülkeden derlenen verilere göre, HIV riskini yüzde 99 oranında azaltan PrEP (pre-exposure prophylaxis) ilacını kullanan kişi sayısı 2024'ten 2025'e yüzde 38 oranında düştü. Bu düşüş, Trump yönetiminin yabancı yardımları büyük ölçüde azaltmasının ardından geldi ve uzmanlar, HIV salgınıyla mücadelede on yıllardır elde edilen kazanımların tersine dönebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD, küresel HIV/AIDS programlarının en büyük finansörü konumundaydı. Trump yönetiminin 2025 bütçesinde, PEPFAR (Başkanın AIDS'ten Kurtulma Acil Durum Planı) dahil olmak üzere birçok sağlık programına yapılan katkılar yüzde 30'dan fazla kesildi. Bu kesintiler, PrEP ilacına erişimin yanı sıra test, tedavi ve bakım hizmetlerini de olumsuz etkiledi. Özellikle Sahra Altı Afrika'da, PrEP kullanımındaki düşüş en sert şekilde hissedildi. UNAIDS'in raporuna göre, 2025'te sadece 2 milyon kişi PrEP kullanırken, bu sayı 2024'te 3,2 milyondu.
Bölgesel ve küresel boyut
Kesintilerin etkisi sadece Afrika ile sınırlı kalmadı. Asya ve Latin Amerika'da da PrEP erişiminde benzer düşüşler yaşandı. Örneğin, Brezilya'da PrEP kullanımı yüzde 25, Tayland'da ise yüzde 30 azaldı. Uzmanlar, bu düşüşün yeni HIV enfeksiyonlarında artışa yol açacağını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2025 yılında 1,5 milyon yeni enfeksiyon beklerken, bu sayının 2 milyona çıkabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, kesintiler nedeniyle HIV tedavisi gören hastaların ilaçlarına erişimde aksamalar yaşanması, virüsün dirençli türlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğrudan ABD yardım kesintilerinden etkilenmese de, küresel HIV salgınındaki bu gerileme dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, göçmen ve mülteci nüfusu nedeniyle HIV gibi bulaşıcı hastalıkların yayılması açısından riskli bir bölgede yer alıyor. Küresel HIV önleme çabalarındaki zayıflama, Türkiye'nin sınır komşuları üzerinden virüsün yeniden yayılma riskini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi HIV kontrol programlarında başarılı olmasına rağmen, uluslararası iş birliklerinin azalması, bilgi ve ilaç paylaşımını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin kendi sağlık altyapısını güçlendirmesi ve bölgesel iş birliklerini sürdürmesi kritik önem taşıyor.