ABD Kara Kuvvetleri Bakanı (Army Secretary) Dan Driscoll, Başkan Donald Trump'a istifasını sundu. Beyaz Saray pazartesi günü yaptığı açıklamayla, Driscoll'un Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle görevinden ayrıldığını doğruladı. Sivil kara kuvvetlerinin en üst düzey yetkilisi olarak görev yapan Driscoll'un istifası, Pentagon'da aylardır süren kaosun ve üst düzey yetkililerin görevden alınmasının ardından gelen yeni bir gelişme olarak kaydedildi.
İstifanın Arka Planı: Pentagon'daki Kriz Derinleşiyor
Dan Driscoll, Ocak ayında göreve başlamış ve kısa sürede Savunma Bakanı Pete Hegseth'in yönetim tarzıyla uyumsuzluk yaşadığı belirtiliyordu. Özellikle ordu içindeki personel atamaları, bütçe öncelikleri ve askeri strateji konularında anlaşmazlıklar baş göstermişti. Driscoll'un, Hegseth'in radikal reformlarına ve orduyu siyasi olarak yeniden şekillendirme çabalarına direndiği iddia ediliyor. Beyaz Saray'dan yapılan kısa açıklamada, Driscoll'un 'kişisel nedenlerle' istifa ettiği belirtilirken, yakın kaynaklar ise durumun farklı olduğunu, Bakan Hegseth ile yaşanan sert tartışmaların istifada belirleyici olduğunu öne sürüyor.
Driscoll'un istifası, Trump yönetiminin ikinci döneminde Savunma Bakanlığı'nda yaşanan üst düzey personel değişimlerinin son halkası. Geçtiğimiz aylarda Genelkurmay Başkanı Orgeneral CQ Brown'ın görevden alınması, ardından Savunma Bakan Yardımcısı ve Deniz Kuvvetleri Bakanı dahil çok sayıda üst düzey sivil yetkilinin gönderilmesi dikkat çekmişti. Ayrıca, Savunma Bakanlığı'nda bir istihbarat sızıntısı skandalı yaşanmış, Hegseth'in özel hayatına ilişkin iddialar da basına yansımıştı. Tüm bu gelişmeler, Pentagon'un yönetiminde derin bir krize işaret ediyor.
Savunma Politikalarında Yeni Dönem: Hegseth'in Etkisi
Pete Hegseth'in Savunma Bakanlığı koltuğuna oturmasının ardından orduyu 'uyandırılmış' (woke) politikalarından arındırma, çeşitlilik ve kapsayıcılık programlarına son verme gibi vaatlerle hareket ettiği biliniyor. Hegseth'in bu sert tutumu, özellikle emekli generaller ve bazı sivil yetkililer arasında rahatsızlık yaratmıştı. Driscoll'un da bu politikaların uygulanmasında direndiği, ordu içindeki moralin bozulmasından endişe ettiği ifade ediliyor. Uzmanlar, Hegseth'in orduyu siyasi bir araç olarak kullanma eğiliminin, kurumsal hafızanın kaybolmasına ve askeri hazırlığın zayıflamasına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Driscoll'un istifası, ABD Kongresi'nde de yankı buldu. Demokrat senatörler, Pentagon'daki kaosun ulusal güvenliği tehdit ettiğini savunarak, Hegseth'in görevden alınması veya en azından Senato'nun denetiminin artırılması çağrısında bulundu. Cumhuriyetçi kanatta ise Hegseth'e tam destek verilirken, Driscoll'un 'kurumsalcı' bir yaklaşımla reformlara engel olduğu eleştirisi yapıldı. Bu durum, ABD'nin savunma politikalarında derin bir siyasi kutuplaşmanın yaşandığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon'daki bu istikrarsızlık, ABD'nin savunma politikalarında ani yön değişimlerine ve karar alma süreçlerinde zafiyetlere yol açabilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD'nin askeri gücünün etkinliğine ve ittifak içindeki dengelere önem veriyor. Özellikle Doğu Akdeniz, Suriye ve Doğu Avrupa'da iş birliği yapılan dosyalarda, ABD Savunma Bakanlığı'ndaki belirsizlik, siyasi ve askeri diyaloğu olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Hegseth'in sert ve öngörülemez tutumu, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiren konularda (F-35, Patriot hava savunma sistemleri, Suriye'deki ortak operasyonlar gibi) müzakere şansını zayıflatabilir. Bu nedenle Türkiye, ABD savunma yönetimindeki bu tür kırılmaları dikkatle izlemeli, NATO içindeki konumunu ve ikili ilişkilerini bu dinamikleri hesaba katarak güçlendirmelidir.