Londra ile Vaşington arasında İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerine yönelik politikalar konusunda gerilim tırmanıyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın, hükümetin vaat ettiği politika değişikliğinin bir parçası olarak İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik bir ticaret yasağını resmen açıklaması beklenirken, ABD yönetiminin bu adım öncesinde baskıyı artırdığı bildirildi. İngiliz hükümetinin söz konusu hamlesi, İsrail'in yerleşim politikalarına karşı Avrupa'da atılan en somut adımlardan biri olmaya aday.
İngiltere'nin Politikasındaki Değişim ve Arka Plan
İngiltere'nin İsrail yerleşimlerine yönelik ticaret yasağı planı, uzun süredir tartışılan bir politika değişikliğinin parçası olarak öne çıkıyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın liderliğinde yürütülen çalışmalar, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiren bir çizgide ilerliyor. İngiliz hükümeti, söz konusu yerleşimlerden gelen ürünlerin ayrı etiketlenmesi veya ticaretinin kısıtlanması yoluyla İsrail'e baskı uygulamayı hedefliyor.
Miliband'ın resmi açıklamasının öncesinde ABD yönetiminin devreye girmesi, ittifak içi bir gerilimin işareti olarak yorumlanıyor. Vaşington'un, İngiltere'nin tek taraflı adımının Orta Doğu barış sürecine zarar verebileceği ve İsrail'e yönelik ortak Batı cephesini zayıflatabileceği endişesini taşıdığı belirtiliyor. ABD tarafı, bu tür adımların müttefikler arasında koordinasyon içinde atılması gerektiğini savunuyor.
İngiltere'nin hamlesi, Avrupa Birliği'nin bazı üye ülkelerinin İsrail yerleşim ürünlerine yönelik tutumlarıyla da örtüşüyor. AB, daha önce yerleşimlerden gelen ürünlerin menşe bilgisinin açıkça belirtilmesini öngören düzenlemeler getirmiş, ancak tam kapsamlı bir ticaret yasağı uygulamamıştı. İngiltere'nin Brexit sonrası dönemde bağımsız bir ticaret politikası izlemesi, Londra'ya bu alanda daha cesur adımlar atma imkânı tanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Müttefikler Arası Çatlak
ABD ile İngiltere arasındaki bu anlaşmazlık, Batı ittifakı içinde İsrail politikaları konusunda büyüyen bir ayrışmanın göstergesi olarak değerlendiriliyor. Vaşington, İsrail'e yönelik eleştirilerini zaman zaman dile getirse de, somut ticari yaptırım noktasında temkinli bir tutum sergiliyor. İngiltere'nin ise kamuoyu baskısı ve Filistin yanlısı hareketlerin etkisiyle daha ileri bir pozisyon alması, ittifak içi dengeleri zorluyor.
İsrail yönetimi, söz konusu ticaret yasağını "ayrımcı" ve "haksız" olarak nitelendirerek sert tepki gösteriyor. İsrailli yetkililer, yerleşim ürünlerine yönelik kısıtlamaların iki devletli çözüm perspektifine hizmet etmediğini, aksine taraflar arasındaki güveni daha da zedelediğini savunuyor. İsrail, bu tür adımların Filistin yönetimini müzakere masasından uzaklaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetleri Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı kabul ediliyor. Uluslararası Adalet Divanı da 2024 yılındaki danışma görüşünde yerleşimlerin hukuka aykırı olduğunu teyit etmişti. İngiltere'nin atacağı adım, bu hukuki çerçeveye dayandırılarak meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Ancak ABD'nin itirazı, siyasi ve stratejik kaygıların hukuki gerekçelerin önüne geçebileceğini gösteriyor.
Avrupa başkentlerinde İngiltere'nin hamlesine destek veren sesler yükseliyor. İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler, İsrail yerleşimlerine karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulunuyor. Almanya ve Hollanda ise İsrail ile ilişkilerin tamamen koparılmasına karşı temkinli bir çizgi izliyor. Bu tablo, Avrupa'nın İsrail-Filistin meselesinde ortak bir pozisyon belirlemekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Ekonomik açıdan, İngiltere'nin İsrail yerleşimlerinden yaptığı ticaretin hacmi sınırlı olsa da, sembolik etkisi büyük. Yasağın, diğer ülkelerin benzer adımlar atmasına öncülük edebileceği ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının artmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'in ihracat pazarlarında uzun vadeli kayıplara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin İsrail yerleşimlerine yönelik ticaret yasağı, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davası ve uluslararası hukukun üstünlüğü ilkeleriyle örtüşüyor. Ankara, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini gayrimeşru sayarak benzer adımların Avrupa'da yaygınlaşmasını olumlu karşılayabilir. Ancak ABD'nin itirazı, Batı ittifakı içindeki çatlağın derinleşebileceğini gösteriyor. Türkiye, bu süreçte İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler zemininde İsrail'e yönelik ortak baskı çağrılarını güçlendirebilir. Ayrıca, Avrupa ile ticaret ve diplomatik ilişkilerini dengelerken, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruması bekleniyor.