ABD'de İsrail'i destekleyen güçlü lobi grupları, Beyaz Saray'da giderek artan bir izolasyon ve sandıkta kaybedilen desteğin yansımalarıyla karşı karşıya. Amerikan İsrail Halk İlişkileri Komitesi (AIPAC) ve Demokratik Çoğunluk için İsrail (IDC) gibi örgütler, özellikle Gazze'deki savaşın ardından kamuoyunda artan eleştiriler karşısında yeni bir yol haritası belirlemeye çalışıyor. Uzun yıllardır ABD dış politikasında belirleyici olan bu lobi, şimdi hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat parti içinde değişen dengelerle mücadele ediyor.
Beyaz Saray'da Artan Sürtüşme
Biden yönetimi, İsrail'in Gazze operasyonlarına yönelik artan uluslararası baskılar nedeniyle, Tel Aviv'e koşulsuz destek politikasını sürdürmekte zorlanıyor. Başkan Joe Biden, geçtiğimiz aylarda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sivil kayıpları azaltmaya çağırmış ve Refah'a kara harekatı konusunda uyarılarda bulunmuştu. Bu durum, geleneksel olarak ABD'nin İsrail politikasını şekillendiren lobi gruplarını rahatsız etti. AIPAC, muhalif milletvekillerine karşı sert bir seçim mücadelesi yürütürken, Beyaz Saray'ın tutumunu "yetersiz" olarak nitelendiren açıklamalar yaptı. Özellikle Senatör Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin artan etkisi, lobinin Kongre'deki geleneksel gücünü sorgulatıyor.
IDC gibi gruplar ise Demokratlar arasında İsrail'e verilen desteğin azaldığını kabul ederken, alternatif bir strateji olarak "iki devletli çözüm" vurgusunu öne çıkarmaya başladı. Ancak bu yaklaşım, Netanyahu hükümetiyle doğrudan çatışma riski taşıyor. Lobi, bir yandan da Cumhuriyetçi kanatta eski Başkan Donald Trump'ın yeniden aday olma ihtimaliyle yeni bir denklemle karşı karşıya. Trump, başkanlığı döneminde Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyarak lobinin en büyük kazanımlarından birini sağlamıştı.
Sandıkta Değişen Dinamikler
2024 seçimleri öncesinde yapılan anketler, özellikle genç seçmenler ve ilerici Demokratlar arasında İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin arttığını gösteriyor. Michigan ve Minnesota gibi kritik eyaletlerde Müslüman ve Arap Amerikalı seçmenlerin tepkisi, Biden'ın İsrail'e verdiği desteğin yeniden seçim şansını etkileyebileceği yorumlarına yol açtı. Bu durum, lobinin geleneksel olarak her iki partide de güçlü olduğu kalelerde bile oy kaybına uğramasına neden oluyor. AIPAC'ın 2022 ara seçimlerinde hedef aldığı ilerici adaylardan bazılarının başarılı olması, lobinin her istediğini elde edemediğini gösterdi. Uzmanlar, bu dönüşümün uzun vadede ABD'nin İsrail politikasında köklü değişikliklere yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki İsrail lobisinin yaşadığı bu dönüşüm, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Lobinin azalan etkisi, Washington'da Filistin yanlısı seslerin daha fazla duyulmasına yol açabilir ve bu durum Türkiye'nin Filistin davasına verdiği diplomatik desteği güçlendirebilir. Ancak aynı zamanda, lobinin Cumhuriyetçi kanattaki gücü devam ediyor; bu da özellikle savunma sanayii alanındaki işbirlikleri ve S-400 krizi gibi konularda Kongre'nin tutumunu etkilemeye devam edebilir. Türk dış politikası, bu değişen dengeleri yakından takip ederek hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde yeni fırsat pencereleri oluşturabilir.