Beyaz Saray, Çarşamba günü Kongre’ye 87,6 milyar dolarlık ek bir bütçe paketi sundu. Söz konusu paket, resmî olarak İran’a yönelik askeri operasyonların finansmanını hedefliyor. Ancak gözlemciler, talebin şeffaflıktan yoksun olduğu ve içinde siyasi rant anlamına gelen “pork” kalemleri barındırdığı uyarısında bulunuyor. Talep edilen 87,6 milyar doların büyük kısmı (67 milyar dolar) Savunma Bakanlığı’na ayrılırken, geri kalanın Dışişleri ve ilgili kurumlara dağıtılması planlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Paketin detaylarına göre, 67 milyar dolarlık Savunma Bakanlığı payı, askerî operasyon masraflarının yanı sıra lojistik, istihbarat ve personel giderlerini kapsıyor. Ancak eleştirmenler, rakamların net olmadığını ve belirli bölgelere, sözleşmelere ya da devletlerdeki savunma sanayi tesislerine yönlendirilen gizli harcamaların olabileceğini ileri sürüyor. Özellikle, “pork” olarak adlandırılan bu tür harcamalar, milletvekillerinin kendi seçim bölgelerine kaynak aktarmak için ekledikleri bütçe kalemleri olarak biliniyor. Söz konusu yöntem, ABD’de sıkça eleştiri almasına rağmen kullanılmaya devam ediyor. Beyaz Saray’ın talebi, İran’daki rejim değişikliğine yönelik artan retorik ve bölgedeki gerilim ortamında geliyor.
Trump yönetimi, İran’ın nükleer programı ve bölgedeki etkisine yönelik “azami baskı” politikasını sürdürürken, bu ek fonun “beklenmedik durumlara” karşı hazırlık amacı taşıdığı belirtiliyor. Ancak Kongre’deki bazı Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, Pakistan veya Afganistan gibi ülkelere yapılacak yardım kalemlerinin bu pakete sıkıştırıldığını öne sürüyor. Örneğin, Pakistan’a yönelik 450 milyon dolarlık yardımın da aynı yasa tasarısında yer alması, dikkatleri bu “gizli” maddelere çekmiş durumda.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu fon talebi, ABD’nin İran’a askeri müdahale olasılığını yeniden gündeme getiriyor. 2019 yılında yaşanan petrol tankeri gerilimi ve İran’ın ABD insansız hava aracını düşürmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Mevcut talep, sadece askeri operasyonları değil, aynı zamanda bölgedeki müttefiklerin desteklenmesini de kapsıyor. Ancak bütçedeki şeffaflık eksikliği, paranın hangi operasyonlara, hangi ülkelere gittiğinin takibini zorlaştırıyor. Örneğin, Bahreyn’deki ABD Deniz Kuvvetleri üssüne yapılacak yatırımların boyutu belirsizken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ek askeri malzeme sağlanması da gündemde.
Küresel ölçekte bakıldığında, bu tür bir fon talebi, ABD’nin tek taraflı hareket etme eğilimini güçlendiriyor. Avrupalı müttefikler, İran’a yönelik askeri seçenekleri dışlayan diplomasiye ağırlık verirken, ABD’nin bu hamlesi ittifak içinde gerilime yol açabilir. Ayrıca, Ortadoğu’daki güç dengesini değiştirme potansiyeli taşıyan bu fon, bölgedeki diğer aktörler olan İsrail ve Suudi Arabistan’ın pozisyonlarını da etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran’a yönelik bu kadar büyük bir askeri fon ayırması, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. İran’a yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye’nin güney sınırında istikrarsızlık yaratırken, mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, bütçedeki şeffaflık eksikliği, Türkiye’nin de içinde olduğu bölgesel dengeleri olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran’la enerji ticaretini sürdürürken, aynı zamanda ABD’nin yaptırım baskısı altında. Bu fon, ABD’nin bölgeye daha fazla askeri varlık göndermesi anlamına gelebilir ki bu da Türkiye’nin kendi sınır güvenliği politikalarını zora sokabilir. Öte yandan, TSK’nın Irak ve Suriye’deki varlığıyla çakışma riski oluşabilir.