ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının üzerinden altı ay geçti. Al Jazeera'nin derlediği verilere göre, bu süre zarfında binlerce kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi ve küresel ekonomiye milyarlarca dolarlık darbe vuruldu. Çatışmalar, Orta Doğu'nun siyasi haritasını yeniden çizerken, uluslararası toplumun tepkisi bölünmüş durumda. Bu makale, altı aylık savaşın insani maliyetini, askeri boyutunu ve ekonomik sonuçlarını rakamlarla analiz ediyor.
Savaşın İnsani ve Askeri Bilançosu
Al Jazeera'nin saha raporlarına ve resmi kaynaklara dayandırdığı verilere göre, İran'da altı ayda en az 5.300 kişi hayatını kaybetti, 12.000'den fazla kişi yaralandı. Ölümlerin büyük çoğunluğunu sivil halk oluştururken, saldırılar özellikle Tahran, İsfahan ve Şiraz gibi büyükşehirlerde yoğunlaştı. İran'ın resmi rakamlarına göre yaralı sayısı ise 20 bine yaklaşıyor. Ayrıca, iç göç dalgası sonucu 850.000'den fazla İranlı evlerini terk etmek zorunda kaldı; bu kişilerin çoğu ülkenin batı ve kuzey bölgelerindeki geçici kamplarda yaşıyor.
İsrail tarafında ise Hizbullah ve İran'ın misilleme saldırıları sonucu 240'tan fazla asker ve sivil hayatını kaybetti. İsrail'in kuzey sınırındaki yerleşimlerden yaklaşık 60.000 kişi tahliye edildi. ABD'nin ise 45 askeri personeli, İran destekli milislerin saldırılarında öldü; ayrıca ABD'nin bölgedeki üslerine yönelik 170'ten fazla füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendi. Askeri açıdan, İsrail'in hava kuvvetleri İran'ın nükleer tesislerine yönelik 12 büyük operasyon gerçekleştirirken, ABD ise Basra Körfezi'ne iki uçak gemisi konuşlandırdı ve İran'ın balistik füze programını hedef alan yaklaşık 200 adet Tomahawk füzesi fırlattı.
Küresel Ekonomiye Darbe
Savaşın küresel ekonomiye etkisi derin oldu. Petrol fiyatları, savaşın ilk haftasında varil başına 120 doların üzerine fırladı; altı ay sonunda ise 95-100 dolar aralığında dalgalanmaya devam ediyor. Dünya Bankası, çatışmaların küresel ekonomik büyümeyi yüzde 0,5 oranında düşüreceğini tahmin ediyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği tehdit altında olduğu için küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si risk altında. Bu durum, enerji fiyatlarını artırarak enflasyonist baskıları tetikledi; özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda ve enerji maliyetleri yükseldi. Ayrıca, uluslararası ticaret yollarının kesintiye uğraması nedeniyle küresel deniz taşımacılığında maliyetler yüzde 30 arttı, tedarik zincirleri sekteye uğradı ve borsalarda sert dalgalanmalar yaşandı.
Petrol ihraç eden komşu ülkeler ise durumdan nispeten kârlı çıktı; Suudi Arabistan ve BAE, artan petrol gelirleriyle bütçe fazlası verirken, bu durum bölgesel güç dengelerini de etkiledi. İran'ın ekonomisi ise ağır yaptırımlar ve altyapı hasarı nedeniyle yüzde 15 küçüldü; ülke parası rekor düşük seviyelerde işlem görüyor. Savaşın maliyetinin İsrail için 50 milyar dolar, ABD için 30 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomisini doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran'la komşu olması nedeniyle savaşın yayılma riskine karşı sınır güvenliğini artırmak zorunda kaldı. Enerji arzının kesintiye uğraması, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında maliyetleri yükseltti ve cari açık üzerinde baskı oluşturdu. Ayrıca, İran'dan kaçan göç dalgası Türkiye'nin sınır yükünü artırırken, bölgedeki istikrarsızlık Suriye ve Irak'taki Türk askeri varlığını da tehdit ediyor. Türkiye, hem Washington hem Tahran'la diyaloğunu sürdürerek krizin diplomasiyle çözülmesi için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışırken, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden kurulması ihtimalini de masada tutuyor.