ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü ortak askeri operasyonlar, taktik düzeyde bazı başarılar getirmiş olsa da, stratejik zeminde İsrail’in Amerikan kamuoyundaki desteği hızla eriyor. Üstelik bu düşüş, sadece İsrail’i değil, ona koşulsuz destek veren Amerikalı siyasi liderleri de etkiliyor. Washington yönetiminin Tel Aviv’e yıllık 3,8 milyar doları bulan askeri ve ekonomik yardımı, giderek daha sorgulanır hale geliyor. Bu durum, ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.
İran operasyonları ve kamuoyu denklemi
İsrail ve ABD’nin İran’ın nükleer programına yönelik son askeri hamleleri, sahadaki bazı taktik başarılara rağmen, Amerikan toplumunda beklenen etkiyi yaratmadı. Aksine, savaş karşıtı söylemler ve insani kaygılar, özellikle genç seçmenler ve ilerici gruplar arasında İsrail’e verilen desteğin azalmasına yol açtı. Anketler, Amerikalıların önemli bir bölümünün İsrail’e yapılan yardımların azaltılmasını veya tamamen kesilmesini desteklediğini gösteriyor. Bu durum, Kongre’deki geleneksel İsrail yanlısı blokta bile çatlaklara neden oluyor.
Özellikle sosyal medyada yayılan sivil kayıplara dair görüntüler, İsrail ordusunun orantısız güç kullandığı algısını güçlendiriyor. ABD’deki Yahudi toplumu içinde bile sesler yükselmeye başladı; bazı örgütler, İsrail hükümetinin politikalarını eleştiren açıklamalar yapıyor. Bu, on yıllardır süren iki partili konsensüsün aşındığının en somut işareti.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD’deki bu kamuoyu değişimi, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilir. İsrail’in bölgedeki askeri hareket kabiliyeti büyük ölçüde Washington’un siyasi ve lojistik desteğine dayanıyor. Eğer bu destek azalırsa, Tel Aviv’in İran’a karşı caydırıcılığı zayıflayabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD’nin İsrail’e olan bağlılığının sorgulanması durumunda kendi güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirebilir.
Küresel ölçekte ise, ABD’nin “Önce Amerika” (America First) doktrini altında geleneksel müttefiklerine verdiği önceliğin azalması, uluslararası ittifaklar sisteminde kaymalara yol açabilir. Rusya ve Çin, Ortadoğu’daki bu boşluğu doldurma fırsatı kolluyor. Özellikle Çin’in bölgedeki ekonomik nüfuzu, askeri yardımların azalmasıyla daha da belirgin hale gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin bölgesel politikaları açısından kritik bir döneme işaret ediyor. ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin azalması, Ankara’nın Doğu Akdeniz ve Suriye’deki manevra alanını genişletebilir. Ancak aynı zamanda, İran’a yönelik baskının azalması, Türkiye’nin güney sınırındaki istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, bu denklemde hem ABD ile ilişkilerini hem de İsrail ve İran ile olan dengelerini yeniden hesaplamak zorunda kalabilir. Özellikle enerji politikaları ve terörle mücadele açısından, bu dönüşümün doğrudan etkileri görülebilir.