ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran destekli güçlere yönelik yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını açıkladı. Saldırıların, özellikle Suriye ve Irak sınır bölgelerinde bulunan, ABD personeline ve koalisyon güçlerine yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtilen İran destekli milis gruplarının mevzilerini hedef aldığı bildirildi. CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu hava harekâtının, ABD ve koalisyon güçlerine yönelik artan saldırıların ardından "meşru müdafaa" kapsamında gerçekleştirildiği ifade edildi. Açıklamada, hedef alınan noktaların, ABD üslerine düzenlenen insansız hava aracı ve roket saldırılarının planlandığı ve yürütüldüğü merkezler olduğu belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki ve Irak'ın batısındaki askeri üslerine yönelik saldırılar belirgin şekilde arttı. Özellikle Irak'taki ABD askeri varlığına karşı İran destekli Kataib Hizbullah, Harakat al-Nujaba ve Kaimen grupları tarafından üstlenilen havan ve roket saldırıları, Washington yönetiminin tepkisini çekiyor. ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılının başından bu yana Irak ve Suriye'deki ABD güçlerine 100'ün üzerinde saldırı düzenlenirken, bunların önemli bir kısmı son iki ayda yoğunlaştı. ABD yönetimi, İran'ı bu saldırıları finanse etmek ve yönlendirmekle suçlarken, Tahran yönetimi iddiaları reddediyor. CENTCOM'un yeni hava saldırıları, bu artan gerginliğin doğrudan bir sonucu olarak görülüyor. İlk hava saldırıları Şubat ayında gerçekleştirilmişti. Perşembe günü geç saatlerde başlayan yeni hava harekâtının, Irak-Suriye sınırındaki silah depoları, komuta merkezleri ve insansız hava aracı üslerini vurduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran destekli hedeflere yönelik bu yeni saldırısı, tüm Ortadoğu'da endişeyle karşılandı. Saldırılar, bir yandan İran ile ABD arasında doğrudan bir çatışma riskini artırırken, diğer yandan Irak hükümetini zor durumda bırakıyor. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, daha önce ülkesinin ABD ile İran arasında bir çatışma alanına dönüşmesini istemediğini belirtmişti. Suriye'de ise rejim, ABD saldırılarını egemenlik ihlali olarak nitelendirerek kınadı. Bölgesel uzmanlar, bu tür saldırıların kısır döngü yarattığını; her ABD hava saldırısının İran destekli grupların misillemesini tetiklediğini ve bunun da ABD'nin daha büyük çaplı bir müdahalesine yol açabileceğini vurguluyor. Öte yandan, İsrail resmi olarak saldırılara ilişkin yorum yapmazken, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milisleri konusunda benzer bir tehdit algısı taşıdığı biliniyor. Saldırılar, ABD'nin İsrail'e desteği ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme çabalarının gölgesinde gerçekleşiyor. Küresel ölçekte, Çin ve Rusya ABD'nin tek taraflı askeri eylemlerine karşı çıkarken, Avrupa Birliği itidal çağrısı yapıyor. Petrol fiyatları, olası bir İran-ABD çatışmasının boğaz kapatma riski nedeniyle yükseliş eğilimini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından özellikle iki boyutta önem taşıyor. Birincisi, ABD'nin Suriye'de İran destekli hedeflere yönelik saldırıları, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki askeri varlığı ve terörle mücadele operasyonlarına etki edebilir. İran destekli gruplar ile ABD arasındaki çatışmanın tırmanması, bölgedeki dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin sahada hareket alanını daraltabilir. İkincisi, Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak üzerinden karşılamaktadır. Olası bir geniş çaplı çatışma, enerji tedarik zincirini kesintiye uğratarak Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin askeri operasyonlarına doğrudan dahil olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlığa karşı dikkatli bir denge politikası izlemesi gerekebilir.