ABD'li bir yetkili, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nda ticari seyrüseferin engelsiz bir şekilde devam etmesi konusunda ilerleme kaydedildiğini ve yakında bir anlaşmaya varılmasının beklendiğini açıkladı. Cuma günü Reuters'a konuşan yetkili, Washington'un bölgedeki gerilimin azalmasını ve serbest ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasını memnuniyetle karşılayacağını belirtti. Anlaşmanın resmi olarak açıklanmasının ardından, ABD'nin bu yöndeki girişimleri ve olası yaptırım politikaları da yakından takip edilecek.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından kilit öneme sahip. Son yıllarda İran ile Batılı ülkeler arasında yaşanan gerilimler, bölgedeki ticari gemilerin güvenliğini tehdit etmiş ve birçok kez seyrüsefer aksaklıklarına yol açmıştı. Özellikle 2019-2023 arasında çeşitli tanker saldırıları ve el koyma olayları yaşanmıştı.
ABD'li yetkilinin açıklaması, Umman'ın uzun süredir devam eden arabuluculuk çabalarının meyve vermeye başladığına işaret ediyor. Umman, bölgedeki birçok ülkeyle iyi ilişkileri sayesinde, İran ile uluslararası toplum arasında gayri resmi bir kanal olarak sık sık öne çıkıyor. 2015 nükleer anlaşma müzakerelerinde de benzer bir rol üstlenen Umman'ın, bu kez de Hürmüz konusunda tarafları bir araya getirdiği değerlendiriliyor.
Buna karşılık, İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Tahran'ın son aylarda, Katar ve Suudi Arabistan ile olduğu gibi Umman ile de ilişkilerini geliştirme çabasında olduğu biliniyor. İran ayrıca, Basra Körfezi'nde yaşanan gerilimlerin kendi ekonomisini de olumsuz etkilediğinin farkında; özellikle de onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar nedeniyle zor durumda olan petrol ihracatı bu bölge üzerinden yapılıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nda güvenliğin sağlanması, yalnızca bölgesel değil aynı zamanda küresel ölçekte de kritik bir önem taşıyor. Boğazdan geçen petrol miktarı, dünya toplam petrol talebinin yaklaşık %20'sine tekabül ediyor. Bu nedenle, olası bir kesinti veya aksama, küresel enerji fiyatlarında ani sıçramalara yol açabilir. Özellikle Avrupa ve Asya ekonomileri, bu su yolundaki güvenliğe son derece duyarlı.
Analistler, İran ile Umman arasında varılacak bir anlaşmanın, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırma politikalarını da doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor. Özellikle Washington, son yıllarda İran'la yaşanan krizlerde bölgeye savaş gemileri ve denizaltılar göndermişti. Bu tür bir anlaşma, ABD 5. Filosu'nun yükünü hafifletebilir ve bölgede tansiyonun düşmesine katkı sağlayabilir.
Öte yandan, İsrail'in İran'ın askeri faaliyetlerine yönelik tehditleri ve nükleer müzakerelerin seyri, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarı doğrudan etkileyen unsurlar arasında. Uzmanlar, bu anlaşmanın, nükleer müzakerelerdeki olumlu havayı da destekleyebileceğini ancak İsrail'in bölgesel askeri operasyonlarının bu süreci baltalayabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere doğrudan duyarlıdır. Boğaz'dan geçen petrol ve LNG sevkiyatlarında yaşanacak herhangi bir aksama, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve döviz kuru üzerinden ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin de dahil olduğu birçok devreye bu anlaşmayı olumlu karşılamakta; düşük enerji fiyatları ve istikrarlı arz, Türkiye'nin cari açığını azaltma hedeflerine katkı sağlayabilir. Ayrıca, İran ile ticari ilişkileri bulunan Türkiye için, bölgede tansiyonun düşmesi, iki ülke arasındaki doğal gaz boru hatlarının güvenliğini de artırabilir. Ancak Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinde bu anlaşmanın önemli bir rol oynaması beklenmiyor.