İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin, ABD'nin altı talebi yerine getirilene kadar kapalı kalacağını duyurdu. IRGC Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, uluslararası su yolunun artık bir ticaret rotası olmaktan çıkıp 'bir güç ve savaş aracına' dönüştüğünü söyledi. Bu açıklama, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik boğazda gerilimi tırmandırdı.
IRGC'den ABD'ye Altı Şartlı Tehdit
Tuğamiral Tangsiri, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararının ABD'nin altı talebine bağlı olduğunu belirtti. Bu taleplerin neler olduğu açıklanmazken, İranlı yetkililer daha önce ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kaldırması, İran'ın petrol ihracatına izin verilmesi ve bölgedeki askeri varlığının azaltılması gibi koşulları öne sürmüştü. Tangsiri, Boğaz'ın 'kitlesel imha silahı' olarak nitelendirilebilecek bir kapasiteye sahip olduğunu ve İran'ın bu kapasiteyi kullanmaktan çekinmeyeceğini ifade etti.
İran'ın bu açıklaması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik silah ambargosunun kaldırılması görüşmeleri sürerken geldi. ABD, İran'ın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunarak ambargonun devamını isterken, İran ve Çin ise ambargonun kaldırılması için baskı yapıyor. Bu gelişme, 2019'da Hürmüz Boğazı'nda meydana gelen tanker saldırılarının ardından bölgede tırmanan gerilimin devamı niteliğinde.
Küresel Enerji Arzı Tehdit Altında
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sine ev sahipliği yapıyor. Basra Körfezi'ndeki üreticilerin (Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE, Katar) ihracatının büyük bölümü bu boğazdan geçiyor. Ayrıca dünya doğal gaz ticaretinin yaklaşık %20'si de bu güzergahı kullanıyor. Boğaz'ın kapatılması, küresel petrol fiyatlarında tarihi rekorlara yol açabilir ve dünya ekonomisini resesyona sürükleyebilir. ABD, İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı, bölgedeki Deniz Kuvvetleri varlığını artırdı ve Beşinci Filo'yu bu göreve atadı.
Uzmanlar, İran'ın bu tür tehditlerinin genellikle müzakere taktiği olarak kullanıldığını, ancak son açıklamanın tonunun daha sert olduğunu belirtiyor. İran'ın, ABD'nin yaptırımları ve 'maksimum baskı' politikası karşısında elini güçlendirmeye çalıştığı, aynı zamanda da bölgesel caydırıcılık mesajı verdiği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Körfez ülkeleri ve uluslararası toplum, boğazın kapatılması durumunda Ortadoğu'da büyük bir çatışmanın kaçınılmaz olacağını dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılıyor ve bu ithalatın önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden sağlıyor. Boğaz'ın kapanması, petrol fiyatlarını yükseltecek ve Türkiye'nin cari açığını artıracaktır. Ayrıca, bölgede yaşanacak bir çatışma, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bu tür krizlerde genellikle arabulucu rolü üstlenmiş; ancak İran ile ABD arasındaki derin güvensizlik, bu rolün etkinliğini sınırlıyor. Ankara'nın, Rusya ve Katar ile enerji işbirliği alternatifleri geliştirerek bu riski bertaraf etmeye çalışması bekleniyor.