ABD’nin İran’a yönelik son hava saldırılarına karşılık İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD askeri üslerini hedef alması, Körfez ülkelerini savaşın tam ortasına çekmiş durumda. Her ne kadar Tahran yönetimi komşu hükümetleri veya halkları hedef almadığını belirtse de, çatışmaların tırmanması halinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Umman gibi ülkeler ekonomik ve güvenlik açısından ağır bedeller ödemek zorunda kalabilir. Bölge ülkeleri, İran’a yönelik yaptırımlar ve askeri gerilim nedeniyle şimdiden ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya.
Gelişmelerin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ın nükleer programı ve bölgedeki milis güçlerine verdiği destek nedeniyle ‘maksimum baskı’ politikasını sürdürüyor. Son olarak İran Devrim Muhafızları’na bağlı hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi. Washington, bu saldırıların ABD güçlerine yönelik artan tehditlere karşı caydırıcı bir önlem olduğunu savunuyor.
Ancak İran, misilleme olarak bölgedeki ABD üslerini hedef aldı. Bahreyn’deki ABD Donanma Üssü ve Kuveyt’teki El Cabir Hava Üssü’ne yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlendi. Saldırılarda can kaybı yaşanmazken, bazı askeri tesislerde hasar meydana geldi. İran, bu saldırıların ABD’nin İran topraklarına yönelik saldırılarına bir yanıt olduğunu ve daha geniş çaplı bir çatışma istemediklerini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez ülkeleri, ABD’nin bölgedeki en önemli müttefikleri arasında yer alıyor. Bahreyn ve Kuveyt, ABD askeri üslerine ev sahipliği yaparken, Suudi Arabistan ve BAE de ABD liderliğindeki koalisyonun parçası. İran’ın misilleme saldırıları, bu ülkelerin çatışmanın doğrudan hedefi haline gelme riskini artırıyor. Özellikle Bahreyn ve Kuveyt, İran’a yakınlıkları ve Şii nüfusları nedeniyle hassas konumda bulunuyor.
Ekonomik olarak bakıldığında, bölge ülkeleri petrol ve doğalgaz ihracatına bağımlı. Herhangi bir geniş çaplı çatışma, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini tehdit edebilir ve küresel enerji piyasalarında fiyat şoklarına yol açabilir. Ayrıca, bölgedeki yabancı yatırımlar ve turizm sektörü de olumsuz etkilenebilir. Uluslararası toplum, tarafları itidale çağırırken, BM ve AB arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. ABD-İran gerilimi tırmanırsa, Türkiye’nin enerji tedarik güvenliği risk altına girebilir; zira Türkiye doğalgazının önemli bir kısmını İran’dan ithal ediyor. Ayrıca, çatışmaların yayılması Suriye ve Irak’taki Türk askeri varlığını da tehdit edebilir. Türkiye, diplomatik çözüm çağrılarını sürdürürken, bölgedeki üslerinin güvenliğini artırmış durumda.