ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel nüfuz mücadelesi ekseninde süren diplomatik temaslar, iki tarafın da askeri seçenekleri masadan kaldırmaması nedeniyle karmaşık bir görünüm arz ediyor. Washington yönetimi, Tahran’la doğrudan müzakerelere sıcak baktığını sinyallerken, bir yandan da Basra Körfezi’ndeki askeri varlığını güçlendiriyor. İran ise uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürürken, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD çıkarlarını hedef alabileceği mesajını veriyor.
Gerginlik ve Diplomasi Arasında İnce Çizgi
Son haftalarda Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmelerden ilerleme kaydedildiğine dair raporlar gelse de, somut bir anlaşma zemini henüz oluşmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Diplomatik çözümü tercih ediyoruz ancak gerekirse güç kullanma hakkımız saklıdır” açıklamasını yaparken, İran Dışişleri Bakanı da “Müzakere masasındayız, ancak savunma kapasitemiz tamdır” karşılığını verdi.
Uzmanlara göre, iki taraf da iç kamuoyuna ve bölgesel müttefiklerine güçlü görünme ihtiyacı hissediyor. ABD’nin Suudi Arabistan ve İsrail ile koordinasyonu, İran’ın ise Rusya ve Çin’le artan askeri işbirliği, denklemi daha da karmaşık kılıyor. Özellikle İran’ın yeni nesil santrifüjlerle yüzde 60’a varan zenginleştirme seviyesi, diplomatların “kriz anı” olarak nitelendirdiği bir eşiğe işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Olası bir askeri çatışma, yalnızca Basra Körfezi’ndeki enerji nakil hatlarını değil, tüm Orta Doğu’yu ateşe atabilir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olurken; Irak, Yemen, Lübnan ve Suriye’deki vekil güçler çatışmayı bölgesel bir savaşa dönüştürebilir. Öte yandan, diplomatik bir başarı, nükleer silahlanma yarışını durdurmanın yanı sıra İran’a yönelik yaptırımların kademeli olarak kalkmasını da beraberinde getirebilir.
Avrupalı diplomatlar, iki tarafı da yeniden masaya oturmaya çağırırken, Çin ve Rusya’nın Tahran’a verdikleri destek, ABD’nin müzakere pozisyonunu zorlaştırıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran’ın şeffaflık eksikliğine dikkat çekerek, “Zaman daralıyor” uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran’la komşu hem de ABD’nin NATO müttefiki olarak bu gerilimde hassas bir denge yürütüyor. Ankara, Tahran’la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, Washington’la da stratejik diyaloğu korumak zorunda. Olası bir savaş, Türkiye’nin güney sınırlarında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir; İran’daki Türkmen ve Azeri topluluklar üzerinden etnik gerilim tetiklenebilir. Ayrıca, doğal gaz ve petrol tedarikinin kesintiye uğraması Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle Ankara, iki taraf arasında arabuluculuk yaparak gerilimi düşürmeye çalışıyor; ancak başarı, büyük ölçüde ABD-İran arasındaki güven bunalımının aşılmasına bağlı.