Eski CIA analisti Ray McGovern ve eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Larry Johnson, Jasim Al-Azzawi'nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen bir podcast yayınında ABD-İran arasındaki tırmanan gerilimi masaya yatırdı. İki eski istihbarat ve diplomasi uzmanı, Washington ile Tahran arasındaki son krizin büyük bir savaşa yol açıp açmayacağını sorguladı. Programda ayrıca Richard Dalton'ın da katıldığı bir bölümde, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'ın nükleer programına yönelik endişeler ele alındı. Uzmanlar, taraflar arasındaki güven bunalımının derinleştiğini ve diplomatik kanalların zayıfladığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Gerilim neden tırmanıyor?
Podcast'te McGovern, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının sonuçsuz kaldığını ve bu durumun Tahran'ı daha agresif adımlara ittiğini belirtti. Özellikle İran'ın nükleer anlaşma (JCPOA) kapsamındaki taahhütlerini askıya alması ve uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmesi, Batılı ülkelerde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Johnson ise ABD'nin Körfez'deki askeri yığınağının İran'ın güvenlik kaygılarını artırdığını ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yaşanan çatışmaların doğrudan bir savaş riskini beraberinde getirdiğini ifade etti. İki uzman, son dönemde Husi militanlarının Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları ile Irak ve Suriye'deki Amerikan üslerine yapılan İran destekli milis saldırılarının gerilimi tehlikeli bir noktaya taşıdığı konusunda hemfikirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın olası maliyeti
McGovern, ABD ile İran arasında olası bir savaşın sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu ve küresel enerji piyasalarını etkileyeceğini vurguladı. Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapanmasının petrol fiyatlarını tarihi seviyelere çıkarabileceğini belirten eski CIA analisti, böyle bir senaryonun ABD ve müttefikleri için ağır ekonomik sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Johnson ise İran'ın balistik füze kapasitesine ve bölgedeki vekil güçler ağına dikkat çekerek, tam ölçekli bir savaşın yıllarca sürebilecek bir çatışma ortamına neden olabileceğini dile getirdi. Uzmanlar, diplomatik çözüm arayışlarının halen mümkün olduğunu ancak tarafların birbirine güvensizliğinin anlaşma ihtimalini zorlaştırdığını kaydetti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye için ciddi bölgesel istikrarsızlık riski taşıyor. Türkiye, İran ile enerji ticareti ve sınır güvenliği başta olmak üzere ekonomik ve güvenlik bağlarına sahip. Olası bir savaş, Türkiye'yi hem mülteci akını hem de enerji arz güvenliği açısından zor durumda bırakabilir. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların hareketlenmesi, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığını ve PKK ile mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Diplomatik çözüm arayışları Türkiye'nin bölgesel istikrar politikasıyla örtüşüyor; ancak Ankara'nın hem ABD hem İran ile iletişim kanallarını açık tutarak olası bir krizin kendi sınırlarına sıçramasını engellemesi kritik önem taşıyor.