ABD yönetimi, İran’a yönelik askeri operasyonları yeniden başlatırken, Pentagon’un mühimmat stoklarının kritik seviyelere gerilediği iddia ediliyor. Şubat ayından bu yana devam eden çatışmalar, özellikle hassas güdümlü mühimmat ve uzun menzilli füzelerin yoğun şekilde kullanılmasına neden oldu. Uzmanlar, mevcut harcama hızıyla ABD’nin stratejik rezervlerinin birkaç ay içinde tükenebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, hem Orta Doğu’daki güç dengelerini hem de küresel savunma sanayisini yakından ilgilendiriyor.
Artan operasyonlar ve mühimmat tüketimi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) verilerine göre, İran’a yönelik hava saldırılarında kullanılan JDAM (Joint Direct Attack Munition) kitleri ve Tomahawk seyir füzelerinin sayısı, son altı ayda önceki döneme kıyasla yüzde 40 arttı. Özellikle İran Devrim Muhafızları’na ait hedeflerin vurulmasında hassas mühimmat tercih edilirken, bu durum stokların hızla erimesine yol açıyor. Savunma Bakanlığı kaynakları, üretim hatlarının maksimum kapasitede çalışmasına rağmen talebi karşılamakta zorlandığını kabul ediyor.
Pentagon’un yayımladığı resmi belgelere göre, 2022 yılında 1,2 milyar dolar olan mühimmat yenileme bütçesi, 2025 yılı için 4,8 milyar dolara çıkarıldı. Ancak analistler, bu artışın yeterli olmayabileceğini, zira İran’a karşı olası bir kapsamlı harekâtın Ukrayna savaşındaki mühimmat tüketimini geride bırakabileceğini belirtiyor. ABD’nin aynı anda Ukrayna’ya yaptığı yardımlar da düşünüldüğünde, lojistik zincirin zorlandığı açıkça görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin cephane stoklarındaki bu darboğaz, Orta Doğu’da İran’a karşı caydırıcılık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Bölgedeki müttefikler, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan, Washington’un askeri taahhütlerini sorgulamaya başlamış durumda. Öte yandan, Rusya ve Çin’in gelişmeleri yakından izlediği, ABD’nin zayıf anını değerlendirmeye çalıştığı belirtiliyor. Küresel savunma şirketleri ise mühimmat üretimini artırmak için yeni yatırımlar yaparken, tedarik sürelerinin uzaması piyasalarda belirsizlik yaratıyor.
Bir diğer kritik boyut ise nükleer silahların kullanımına yönelik olası bir eşiğin aşılıp aşılmadığı. Uzmanlar, konvansiyonel mühimmat sıkıntısı yaşayan bir ABD’nin, İran’ın nükleer tesislerine karşı taktik nükleer silah kullanma ihtimalinin arttığını öne sürüyor. Bu senaryo, küresel güvenlik açısından son derece tehlikeli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a komşu bir ülke olarak ABD-İran çatışmasından doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Olası bir askeri operasyon, sınır güvenliğini tehdit edebilir, göç dalgalarına ve enerji arzında kesintilere yol açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin İran ile olan ticari ilişkileri ve enerji bağımlılığı, bu krizde Ankara’yı zor bir denge politikasına itiyor. ABD’nin mühimmat sıkıntısı, Türkiye’nin NATO içindeki caydırıcılık rolünü de sorgulatabilir; zira müttefik savunma kapasitesindeki zafiyet, Türkiye’nin güvenlik hesaplarını doğrudan etkilemektedir.