ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir müzakere çerçevesinin parçası olarak İran ham petrolünün üretimi, teslimatı ve satışını kapsayan 60 günlük geçici bir genel lisans yayımladı. Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu lisansın İran'la varılmakta olan bir anlaşmanın ön koşulu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Karar, Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance liderliğindeki yönetimin Tahran'la diplomasiyi yeniden canlandırma çabalarının en somut adımı olarak kayıtlara geçti. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre lisans, İran petrolüne uygulanan ikincil yaptırımları geçici olarak askıya alarak, uluslararası alıcıların belirli şartlar altında İran'dan petrol almasına olanak tanıyor.
Gelişmenin arka planı: Tahran'la dolaylı müzakereler ve yaptırım sarmalı
ABD'nin bu adımı, İran nükleer dosyasında yıllardır süren çıkmazın aşılmasına yönelik somut bir işaret olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, 2018'de tek taraflı olarak Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) çekilmiş ve İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını başlatmıştı. Bu süreçte İran, nükleer faaliyetlerini %60 saflıkta uranyum zenginleştirmeye kadar taşıdı ve uluslararası toplumun endişelerini artırdı. Son aylarda ise Umman ve Katar gibi arabulucu ülkeler aracılığıyla Washington ile Tahran arasında dolaylı görüşmelerin hız kazandığı biliniyor.
Bessent'in açıklamasında yer alan 'ortaya çıkan nükleer çerçeve' ifadesi, bu görüşmelerin belirli bir yol haritasına dönüşmekte olduğunu gösteriyor. 60 günlük süre, tarafların nihai bir anlaşmaya varması için tanınan bir 'nefes alma alanı' olarak yorumlanıyor. Lisans, İran petrokimya ürünlerini değil, yalnızca ham petrolü kapsıyor ve işlemlerin belirli bankalar üzerinden yapılmasını şart koşuyor. Ayrıca lisans, İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlaması ve IAEA denetimlerine tam uyum göstermesi halinde süresinin uzatılabileceği sinyalini taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol piyasaları ve İsrail faktörü
Bu gelişme, küresel petrol piyasalarında da hareketliliğe yol açtı. İran'ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varil ham petrol ihracatı, OPEC içinde önemli bir paya sahip. ABD'nin yaptırımları gevşetmesi, piyasaya ek arz girmesi anlamına gelebileceğinden ham petrol fiyatlarında kısa vadeli bir düşüş beklentisi oluştu. Ancak anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı konusundaki belirsizlik, yatırımcıları temkinli davranmaya itiyor.
Bölgesel güçlerden İsrail ise ABD'nin bu adımına temkinli yaklaşıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, defalarca İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verilmeyeceğini vurgulamış, ABD'yi 'kötü bir anlaşma' yapmaması konusunda uyarmıştı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise İran'la tansiyonun düşmesini memnuniyetle karşılamakla birlikte, Tahran'ın bölgesel faaliyetlerine yönelik endişelerini sürdürüyor. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milisler üzerinden yürütülen İran nüfuzu, bu ülkeler için güvenlik riski oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran petrolüne geçici lisans vermesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, yaptırımlar nedeniyle İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını sınırlamak zorunda kalmış, bu durum enerji maliyetlerini artırmıştı. Geçici lisans döneminde Türkiye'nin İran'dan daha uygun koşullarla petrol alabilmesi, cari açık üzerinde olumlu etki yaratabilir. Ayrıca bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran'la ekonomik ilişkilerini normalleştirme çabalarını da destekleyecektir. Nükleer anlaşma sürecinin kalıcı hale gelmesi halinde, Türkiye'nin enerji koridoru rolü güçlenirken, bölgesel istikrara da katkı sağlanabilir.