New York'ta gerçekleştirilen dolaylı müzakerelerde ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıklar aşılamadı. Görüşmeler, yaptırımlar, ABD'nin deniz ablukası ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim gibi bilinen konularda tıkandı. Bloomberg Beyaz Saray muhabiri ve ulusal güvenlik editörü Michelle Jamrisko, Bloomberg This Weekend programında David G. ile yaptığı değerlendirmede, diplomasinin yeniden başlamasına rağmen tarafların temel pozisyonlarında değişiklik olmadığını vurguladı.
Müzakerelerin Arka Planı ve Tıkanan Konular
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2015 nükleer anlaşması (JCPOA) sonrası dönemde inişli çıkışlı bir seyir izledi. Eski Başkan Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan ağır yaptırımlar, İran ekonomisini ciddi şekilde sarstı. Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılmasını ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltmasını talep ediyor. Washington ise İran'ın nükleer programını sınırlandırması ve bölgesel faaliyetlerini durdurması konusunda ısrarcı. New York'taki dolaylı görüşmelerde taraflar doğrudan bir araya gelmedi; mesajlar arabulucular aracılığıyla iletildi.
Görüşmelerde öne çıkan üç temel sorun: Birincisi, ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımları. İran, yaptırımların tamamen kaldırılmasını istiyor; ABD ise kademeli ve doğrulanabilir adımlar öneriyor. İkincisi, ABD'nin bölgedeki deniz ablukası. İran, bu ablukanın kendi ticaretini ve petrol ihracatını engellediğini belirtirken, ABD güvenlik gerekçeleriyle ablukayı sürdürüyor. Üçüncüsü, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim. Dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biri olan boğazda taraflar arasında zaman zaman çatışma riski ortaya çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Burada yaşanacak herhangi bir kesinti, enerji fiyatlarını hızla yükseltebilir ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. İran'ın boğazı kapatma tehdidi, ABD'nin askeri varlığıyla dengelenmeye çalışılıyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlik, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerini de tedirgin ediyor. Bu ülkeler, ABD'nin İran'a karşı sert bir tutum izlemesini destekliyor.
Müzakerelerin tıkanması, diplomatik çözüm umutlarını azaltırken, askeri seçeneklerin konuşulma olasılığını artırıyor. Ancak Biden yönetimi, öncelikli olarak diplomasiye şans vermek istiyor. İran tarafında ise iç siyasetteki sertlik yanlıları, ABD'ye taviz verilmesine karşı çıkıyor. Bu durum, müzakerelerin ilerlemesini zorlaştırıyor.
Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Ancak şu ana kadar somut bir sonuç alınamadı. Uzmanlar, tarafların temel pozisyonlarında esneme olmadan bir anlaşmaya varılmasının zor olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik öneme sahip. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal ediyor; olası bir abluka veya askeri çatışma, enerji arzında kesintiye ve fiyat artışlarına yol açabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlik, Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkiliyor. Türkiye, diplomasi yoluyla çözümü desteklerken, bölgede tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk yapabilecek konumda. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin İran ile ticaretini zorlaştırıyor. Bu nedenle Türkiye, denge politikası izleyerek hem ABD hem de İran ile ilişkilerini yönetmeye çalışıyor.