Etiyopya Genelkurmay Başkanı Mareşal Birhanu Jula, Mısır ve Sudan'ı, Başbakan Abiy Ahmed hükümetini devirmeyi amaçlayan silahlı bir ittifaka destek sağlamakla suçladı. Başkent Addis Ababa'da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Jula, bu ülkelerin Etiyopya'nın kuzeyindeki isyancı gruplarla işbirliği yaptığını iddia etti. Suçlama, ülkenin kuzeyinde yeniden alevlenen çatışmaların Mısır, Sudan ve Eritre ile olan anlaşmazlıkları derinleştirmesi ve iç savaşın bölgeye yayılma korkusunu artırması nedeniyle geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Etiyopya, 2020 yılında kuzeydeki Tigray bölgesinde başlayan ve 2022'de sona eren iç savaşın ardından kırılgan bir istikrar dönemine girmişti. Ancak son haftalarda Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasındaki gerilim yeniden tırmandı. Mareşal Jula, TPLF'nin yanı sıra Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ve diğer silahlı grupların ortak bir cephe oluşturduğunu ve bu ittifakın Mısır ve Sudan'dan silah, mali destek ve lojistik yardım aldığını öne sürdü. Jula, "Bu ülkeler, Etiyopya'nın istikrarsızlaştırılması için açıkça çaba sarf ediyor" dedi. Mısır ve Sudan'dan ise henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Etiyopya ile Mısır arasındaki gerilimin temelinde, Nil Nehri üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) projesi yatıyor. Mısır, barajın Nil sularını azaltacağını ve ülkenin su güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor. Sudan da barajın kendi topraklarındaki su seviyesini olumsuz etkileyeceğinden endişeli. 2021'den bu yana üç ülke arasında yürütülen müzakereler sonuçsuz kaldı. Mısır ve Sudan, barajın işletilmesi konusunda bağlayıcı bir anlaşma sağlanmadan projenin hayata geçirilmesine karşı çıkıyor.
Diğer yandan Eritre, Etiyopya'nın kuzey komşusu ve Tigray savaşında federal hükümeti desteklemişti. Ancak son dönemde Eritre'nin Tigray'daki bazı gruplarla ilişkilerinin değiştiği ve Abiy yönetimine karşı tavrının sertleştiği bildiriliyor. Etiyopya yönetimi, Eritre'nin de isyancılara dolaylı destek verdiğini ima ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki iç çatışmanın yeniden şiddetlenmesi, Afrika Boynuzu'nda zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini tehdit ediyor. Bölge, Kızıldeniz ticaret yolları ve Aden Körfezi üzerinden küresel enerji nakliyatı için stratejik öneme sahip. İç savaşın Mısır, Sudan ve Eritre'yi doğrudan içine çekmesi, geniş çaplı bir bölgesel savaşa yol açabilir. Mısır'ın baraj konusundaki tutumu ve Sudan'daki iç karışıklık, taraflar arasındaki gerilimi artırıyor. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi bölge dışı aktörlerin de Etiyopya ve çevresinde nüfuz mücadelesi yürüttüğü biliniyor. ABD ve Avrupa Birliği ise taraflara itidal çağrısı yapmakla yetiniyor. Birleşmiş Milletler, insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan nüfuzu ve Etiyopya ile gelişen ekonomik ilişkileri nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkilenebilir. Türk firmaları Etiyopya'da altyapı, enerji ve tekstil sektörlerinde önemli yatırımlara sahip. Ülkedeki istikrarsızlık, bu yatırımları riske atabilir. Ayrıca Türkiye, Mısır ile son dönemde normalleşme sürecinde ve Sudan'da da nüfuz sahibi. Bölgesel bir savaş, Türkiye'nin denge diplomasisini zorlaştırabilir ve Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit edebilir. Ankara'nın, taraflar arasında arabuluculuk yapma potansiyeli bulunsa da, mevcut ittifaklar nedeniyle bu rolü üstlenmesi zor görünüyor.