ABD ile İran, Lübnan'daki çatışmaları yönetmek ve tırmanmayı önlemek amacıyla bir "çatışmasızlık hücresi" (deconflicting cell) kurma konusunda anlaştı. Anlaşma, geçen hafta Lübnan ve genel olarak Orta Doğu'da savaşı sona erdirme amacıyla varılan ön mutabakatın ardından Tahran ile Washington arasında gerçekleşen müzakerelerde gündeme geldi. Bu gelişme, bölgesel güçlerin doğrudan diyaloğa geçerek Lübnan devletini ve kurumlarını devre dışı bırakması nedeniyle dikkat çekiyor. Çatışmasızlık hücresinin, İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır çatışmalarının yanı sıra İran destekli diğer grupların faaliyetlerini koordine etmesi bekleniyor. Lübnan hükümeti ise bu sürecin dışında kalmış durumda.
Arka Plan: ABD-İran Müzakereleri ve Orta Doğu'da Ateşkes Çabaları
ABD ile İran arasındaki müzakereler, bölgede yıllardır süren vekalet savaşlarını sona erdirme amacı taşıyor. Geçen hafta varılan ön mutabakat, Lübnan'da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların durdurulmasını, Yemen'de Husilerin saldırılarının son bulmasını ve Irak'taki İran yanlısı milislerin faaliyetlerinin sınırlandırılmasını içeriyor. Ancak bu süreçte Lübnan devleti, özellikle de zayıf ve bölünmüş yapısı nedeniyle masada yer alamıyor. Çatışmasızlık hücresi, askeri koordinasyon mekanizması olarak işlev görecek; tarafların birbirlerinin operasyon alanlarına müdahale etmemesini sağlayacak. Hücrenin, Arap Birliği veya Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların değil, doğrudan ABD ve İran'ın kontrolünde olması, bölgesel dinamikleri yeniden şekillendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Lübnan'da Egemenlik Sorunu
ABD-İran anlaşmasının Lübnan'daki yansımaları, ülkenin egemenliği açısından kritik. Lübnan, 1975-1990 iç savaşından bu yana bölgesel güçlerin müdahalesine açık bir ülke olarak kaldı. Hizbullah'ın silahlı kanadı, İran'ın desteğiyle Lübnan ordusundan daha güçlü bir konumda. Çatışmasızlık hücresi, fiilen Lübnan topraklarında iki yabancı gücün (ABD ve İran) askeri koordinasyonuna izin vererek, Lübnan'ın egemenliğini daha da zayıflatıyor. Öte yandan, bu mekanizma İsrail ile Hizbullah arasında doğrudan bir savaşı önleyebilir. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın bölgedeki nüfuzunun meşrulaştırılmasından endişe duyuyor. Avrupa Birliği ise Lübnan'ın siyasi ve ekonomik krizine çözüm bulunması için uluslararası toplumun daha aktif rol alması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD-İran mutabakatı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel istikrarı üzerinde etkili olabilir. Ankara, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki ağırlığını ve İran'ın nüfuzunu kendi güvenlik çıkarları açısından bir tehdit olarak görüyor. Türkiye, Lübnan'da BM kararları çerçevesinde siyasi çözüm ve egemenliğin korunmasından yana. Bu yeni mekanizma, Türkiye'yi devre dışı bırakabileceği için Ankara'nın itirazına yol açabilir. Aynı zamanda, İran'la diyaloğun güçlenmesi Türkiye'nin Kafkasya ve Suriye politikalarını da etkileyebilir.