ABD, İran'a ait düzinelerce askeri hedefi başarıyla vurdu. Başkan Donald Trump, Tahran yönetimiyle yeniden müzakere masasına oturulmasını talep ederken, ön ateşkes anlaşmasının çökmesi ve İran'ın Amerikan taleplerine boyun eğmemesi nedeniyle artan bir hayal kırıklığı içinde olduğu belirtiliyor. Saldırılar, Trump yönetiminin İran'ı baskı altına alma stratejisinin en son adımı olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran hedeflerine yönelik bu son operasyonu, iki ülke arasında haftalardır süren gerginliğin bir parçası. Trump yönetimi, İran'ı nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda daha sert bir tutum izlemeye zorlamak için ekonomik yaptırımların yanı sıra askeri güç kullanımına da başvuruyor. Geçtiğimiz aylarda Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen gizli müzakereler, taraflar arasında bir ön ateşkes mutabakatına varılmasıyla sonuçlanmıştı. Ancak bu mutabakat, İran'ın taleplerinin karşılanmaması ve ABD'nin yeni koşullar öne sürmesiyle kısa sürede çöktü.
Pentagon'dan yapılan açıklamada, operasyonun İran'ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı deniz ve hava savunma sistemlerini hedef aldığı belirtildi. Saldırılarda sivillerin zarar görmediği ifade edilirken, İran devlet medyası ise saldırıların başarısız olduğunu ve ülkenin hava savunma sistemlerinin çoğu füzeyi imha ettiğini iddia etti. Bağımsız kaynaklar ise en az 30 askeri hedefin vurulduğunu ve önemli hasar oluştuğunu doğruladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da geriyor. İran, ABD'nin 'maksimum baskı' politikasına karşı 'maksimum direniş' sergilerken, bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla Suudi Arabistan, İsrail ve ABD üslerine yönelik saldırılarını artırmıştı. Trump yönetimi, İran'ı müzakere masasına çekmek için askeri seçeneği kullanırken, Tahran yönetimi ise nükleer anlaşma konusunda daha fazla taviz vermeyeceğini açıkladı. Avrupa Birliği ve Rusya, tarafları itidal çağrısı yaparken, Çin ise ABD'nin tek taraflı eylemlerini kınadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir kriz potansiyeli taşıyor. İran'la yaşanan bu tırmanma, Türkiye'nin hem enerji güvenliğini hem de Suriye ve Irak'taki askeri varlığını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Tahran ve Washington arasında bir denge politikası izlerken, ABD-İran geriliminin artması Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını zorlayabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif arayışlarını hızlandırabilir. Türkiye, bu süreçte diyalog ve diplomasinin ön planda tutulması gerektiğini vurgularken, tarafları sağduyuya çağırıyor.