ABD ordusu, İran topraklarındaki birden fazla hedefe yönelik geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın askeri altyapısını hedef aldığı ve 'meşru müdafaa' kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. Buna karşılık Tahran yönetimi, dünyanın en kritik enerji geçiş yolu olan Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm gemilere girişi yasakladığını duyurdu. Bu hamle, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birini tehdit ederken, bölgesel savaş endişelerini zirveye taşıdı.
Saldırıların Ayrıntıları ve Tahran'ın Yanıtı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, operasyon İran'ın batısındaki askeri tesisler, hava savunma sistemleri ve balistik füze rampalarını içeren 'çok sayıda hedefi' kapsadı. Açıklamada, saldırılarda 'kesin hassasiyetli mühimmat' kullanıldığı ve sivil kayıpların önlenmesi için azami özen gösterildiği ifade edildi. Ancak İran devlet televizyonu, saldırılarda en az 35 kişinin öldüğünü, onlarca kişinin yaralandığını ve çok sayıda askeri üssün ağır hasar aldığını bildirdi.
Tahran yönetimi, olayın ardından olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Yüksek Kurulu'nda aldığı kararla Hürmüz Boğazı'nı 'tamamen ve derhal' tüm deniz trafiğine kapattı. İran Petrol Bakanı Cevad Ovci, yaptığı açıklamada, 'Düşmanın bu pervasız saldırısına karşılık, İran İslam Cumhuriyeti, kendi karasularında tam egemenlik hakkını kullanarak Hürmüz Boğazı'nı geçişe kapatmıştır. Bu karar, uluslararası hukuka uygun olup, saldırganlık sona erene kadar yürürlükte kalacaktır' dedi. Uzmanlar, bu kararın küresel petrol piyasalarında anında şoka yol açtığını ve Brent petrolün varil fiyatının yüzde 12 artarak 95 doları aştığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Dünya ticaret filosunun önemli bir kısmı bu geçiş yolu yerine Afrika'nın güneyinden dolaşmak zorunda kalırsa, hem navlun ücretlerinde hem de teslimat sürelerinde ciddi artışlar bekleniyor. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, acil bir toplantı için bir araya gelirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın bu hamlesini 'uluslararası deniz hukukunun açık ihlali' olarak nitelendirdi. Rusya ve Çin ise tarafları itidal ve diyaloğa çağırdı.
Avrupa Birliği, her iki tarafa da derhal ateşkes çağrısı yaparken, İsrail yönetimi ABD'nin yanında yer aldığını duyurdu. NATO, ittifakın 5. maddesinin işletilip işletilmeyeceği konusunda henüz bir karar almadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil bir toplantı için saatler içinde toplanacak. Diplomatik kaynaklar, uluslararası toplumun büyük ölçüde bir çatışmadan kaçınmak istediğini ancak Washington ve Tahran arasındaki güven bunalımının müzakereyi neredeyse imkansız hale getirdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için çok boyutlu bir sınav anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji ithalatında ciddi maliyet artışlarına yol açacaktır; zira Türkiye ham petrolünün önemli bir kısmını bu güzergahtan sağlamaktadır. Ayrıca, bölgede olası bir savaş, Türkiye'nin komşu ülkelerdeki askeri varlığı ve Irak'ın kuzeyindeki enerji hatları üzerinde risk oluşturmaktadır. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak, krizin derinleşmesini önlemek için arabulucu rolü üstlenebilir. Ancak Ankara'nın bağımsız dış politika çizgisi ve İran'la ticari ilişkileri, Batı yaptırımlarına uyum konusunda esnek bir pozisyon izlemesini gerektirebilir. Bu kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme ve yerli kaynaklara yönelme ihtiyacını bir kez daha ortaya koymuştur.